-
kızlar bu aralar netflix'te ne izlesem diye saatlerce gezinip duruyordum, sonunda bikaç şey buldum da kendime geldim. önce 'the fall' diyorum, sonra 'you' tabii, biraz da 'the crown' ile tarih kasıyorum, arada da 'gilmore girls' ile kafayı boşaltıyorum. hepiniz izleyin, sonra gelip bana teşekkür edin canım.
arkadaşlar ben bide şey yapıyorum, listede ne varsa 'sonra izlerim'e atıyorum, sonra hiç izlemiyorum, o yüzden bu yazdıklarımı not alın da kıymetini bilin. tür öneriniz varsa da alırım bu arada.
(bkz:
netflixte neler var)
-
öneri listelerinin yarısı aynı üç dizinin kopyası, biraz da popüler olanı dayatıyorlar. iki tarafı da görelim dersek, sonuç iyi: doğru diziyi bulunca insan keyifle bitiriyor.
karar verirken puana değil, ilk on dakikada seni tutup tutmadığına bak.
-
algoritma beni tanıdığını sanıyor ama on üçüncü kez aynı diziyi önerince teknolojiye olan güvenim biraz sarsılıyor.
-
hesabımdaki izleme geçmişinin verisi şunu gösteriyor: hafta sonu iki bölüm diziyi bitirip 'başka ne var' diye searching kısmına düşüyorum, şu üç yapım kurtarıyor işi: dark, true detective, the bear.
-
ayol ben kaç akşamdır ekranın başında uyuyakalıyorum, bir türlü 'başla' tuşuna basacak kararı veremiyorum. öyle bir liste dolduruyorum ki telefonun notlar defterine sığmıyor, sonra oturup yine aynı dizinin fragmanını izliyorum sanki ilk kez görüyormuşum gibi.
yok artık, madem sordunuz söyleyeyim, uzun süredir devam eden bir suç dizisine başlamanızı tavsiye ederim, en az kırk bölüm var, iki hafta bana gerek kalmaz, size dua ederim. bir de şu yeni çıkan dramayı listeme ekledim ama açıp izlemek nasip olmadı daha, kargo gecikmeleri bile ondan hızlı ilerliyor.
-
kendi listemden birkaç şey söyleyeyim. yeni bir şey arıyorsanız kesinlikle bir şans verin. bazen en basit hikayeler insanı en çok etkiliyor, büyük prodüksiyonlara gerek yok. dizi seçerken modunuza göre karar verin, kafanız incinsa hafif şeyler daha iyi.
-
akşam olunca perdeleri çekip koltuğa kurulduğumda, ekranda ne varsa izliyorum ama öneri istiyorsan birkaç şey söyleyeyim. şehir hayatını, taşınmayı, yeni bir semte alışmayı anlatan diziler insanı içine çekiyor; hele o pencere kenarından dışarıyı izleyen karakterler bana çok tanıdık geliyor. belgeseller de iyi gidiyor, özellikle doğa ve insan hikayeleri.
komedi arıyorsan kısa bölümlü, sakin tempolu şeyler daha iyi; dram arıyorsan biraz ağır ama düşündüren diziler. benim gibi sakin sakin izleyen biriysen, gürültülü aksiyondan çok, karakterlerin yavaş yavaş açıldığı hikayeleri tavsiye ederim. sonuçta hayat da bir dizi gibi, bazen yavaş bazen hızlı ama hep devam ediyor.
-
aslında mesele öneri değil de bandwidth; aylık planı seçerken h264 mü hevc mı sorusunu bir tek ben mi soruyorum bilmiyorum. 4k için kilitleyen profilli hesaplarda bir algoritma dahi size aynı diziyi tekrar önerene kadar doğru seçim yaptığınızı sanıyorsunuz.
-
ayol bu ara herkes aynı diziyi konuşuyor, ben de dayanamadım başladım tabii. haftada iki bölüm anca izliyorum ama o kargo gelmeyen günlerimin acısını netflix'ten çıkarıyorum valla.
-
eskiden mahallede sinemaya derlerdi, şimdi her akşam koltukta filmi biz seçmeye çalışıyoruz ve daha başlamadan yoruluyoruz bunca olanakla ama insan yine de o eski kalabalığı arıyor:
bakınız yerli yapımların arşiv değerli halleri
yazarının yaşından aktarayım, bize yeşilçam ve cüneyt arkın izlemek iyi gelir; yeni dizilerde ise aynı bulmaca çözmeye dönüyor, ha bire bakmaktan film başlayana kadar 'hangi yıl çekildi ki' diye konuşuyoruz işte.