• bugün (163)
  1. köpek eğitimi denince benim aklıma hemen bir ev alışverişi gibi pratik tüyolar geliyor, deneyimlerimi paylaşayım. sabır en büyük yoldaş; köpeğe komut öğretmek, arçelik çamaşır makinesinin devir ayarını ayarlamak gibi. herşey uygun vakitte ve dozunda olunca çok daha kolay ilerliyor. ben şunu bilirim, eğer ilk günden ne istediğini net görürse hayvan da asılır kalır; market alışverişindeki yerini bilmek gibi. en sonda da sakinliği korumak lazım, bodrum katındaki kullanicilar gibi her önüne gelene pati dersleri vermek olmaz. bir de bol övgü, mamasını unutma, o zaman hem köpeğin hem sen pusula şaşırmadan her şeyi öğrenirsiniz.
  2. köpeğe komut öğretmekten çok, aslında sahibinin sabrı eğitiliyor diyorum. her köpek farklıdır, ama tutarlı olunca sonuçlar şaşırtıcı; bir iki seans da sertifikalı eğitmenle çalıştım, o ayrı bir tecrübe.
  3. köpek eğitimi dediğimiz şey aslında köpeği değil, kendimizi eğitmekmiş; onlar bizim sabrımızı test ediyor, biz de mamaları cebimize koyup 'otur' diyoruz. şehirde köpek yetiştirmek ayrı dert, apartman komşuları ayrı dert.

    (bkz: köpek eğitimi nasıl verilir)
  4. burada, yani gurbette köpek eğitimi deyince bizim ülkedekinden farklı bir şey anlaşılıyor ama neticede temeller aynı. komut, ödül ve sabır diyorlar; ben sürekli komutu anlıyorum, ödülü araştırıyorum, sabır gösteremiyorum, dolayısıyla karşımdaki köpek bana acıyarak bakıyor. galiba şu uzak kültürerde hayvanlara beş dilde 'otur' diyebilen tipler türüyor ve her biri şaşırtıcı derecede ciddi.

    insan da evden neyse, köpek de eğitimini alamış gibi. bizim orada köpek adeta mahallenin sadesinden, buram buram şehirli oluyor; kimlik güncellemesi gibi. ben uzaktan seviyorum hepsini; yurtdışında bir elin nesi ülkeninsesi misali, parkta komutlarla sağa dönen köpeğe bakarken içimde anlatılmaz bir yurt hassasiyeti doğuyor. şuramızda klavye eksik değil, çevirmen de.

    (bkz: hikmeti vardır yürüyen çocuklar
  5. bir köpeği eğitmek çocuk yetiştirmekten daha fazla sabır istiyor sanki
  6. köpek eğitimi deyince çoğu kişi hemen komut ezberletmeyi sanıyor, ama asıl mesele tıpkı bir yazılımı debug etmek gibi; davranışları gözlemleyip doğru input'u vermek lazım. şimdi gadget'larla ödül maması dağıtan cihazlar bile gördüm, yahu bir pati dostunu stajyer gibi yetiştirir gibi işte. benim tavsiyem once köpeğin dilini öğrenin, sonra otur kalk işine geçin, bu ikisinin farkı uçurum.
  7. buralarda köpekler insandan daha kuralcı, herkes birbirini eğitmiş, yahu memlekette de biraz böyle olsa şu trafik hallolurdu ama nerde.
  8. köpeklerin eğitimi aslında onlarla ne kadar sabırla sohbet ettiğimizle yakından ilgili; otur, kalk derken aslında siz kelimeleri değil sıcağınızı ve ses tonunuzu öğretiyorsunuz Onlara. bu mahallede gördüğüm, kapıcının sürekli bağırdığı köpeğin bile bir gün uslu uslu oturup komutları dinlediği an ne zaman semt değiştiğine dair kanıttır. ben internetten araştırmaları ve pozitif pekiştirmeyi hep sevmişimdir, mamasını ceplerden açageldikçe o tüylü arkadaşın gözlerinde daha derin Koyu bir bakış oluşuyor. kolayca öfkeye kapılıp yanağını okşamaya çalışınca 'bu iş biraz sükûnet işidir' demek geliyor insanın aklına. apartmana taşınalı beri burada her canlının daire birey kabul ettiği asıl semt ruhunu, köpekle o evle birlikte eğitiliyoruz bence. bu tarz itaat işleri bazen iki tarafında ders aldığı samimi bir eğitimdir, halimize şükredip dinlemeyi de öğretelim anca.
  9. burada köpek eğitimi deyince herkes profesyonel bir eğitmene götürüyor, ama ben Türkiye'den alışkanlıkla kendi başıma hallettim, komutlardan çok gurbetçi özlemiyle yaklaştım, köpek de bu durumu anladı, 'gel' dediğimde geliyor ama hasret olunca bana sarılıyor.
  10. eskiden köpek eğitimi diye bir şey yoktu, köpek de insan gibi büyürdü, mahallede hep birlikte öğrenirdik. şimdi herkes birbirine 'otur, kalk, yat' öğretiyor ama sadakat ve itaat öyle komutla olmaz, sevgiyle olur. benim eski köpeğim hiç eğitim almadı ama lafımı bitirmez, gözlerimin içine bakardı. yine de temel komutlar iyidir, özellikle çevreye zarar vermemesi için, ama abartmayın, köpek robot değil.