• bugün (166)
  1. kalabalığını bilmem ama ben evimdeki arçelik camasır makinesinin içine bile bu çileli kargo sürecindeki gibi titiz bakmam, bu şehir öyle meşakkatli ki insan market arabasıyla girsek derdinden anlar mı bilmiyorum.

    yemek siparişi versen kurye "otel önündeyim yok" diyor adres zaten karşı sokak ama ben kiralık bi mekan bulamadım. neyse ki mutfağımda beyaz eşyalar bana yetiyor; sıcak su geliyor, ben halime şükredip buradaki işlem seçeneğini çalıştırıyorum. netice: kendi koltuğunda çayını içen bahaneler buluyor.
  2. uygulamadan yemek söylerken bile kuryenin trafikte kaybolduğunu görüyorsan o şehirde hayat zor demektir. ben o yüzden anlık teslimat süresine göre şehir seçiyorum, istanbul bu konuda maalesef sınıfta kalıyor.
  3. istanbul'da yaşamak, pencereden dışarıyı izlemek gibi bir şey. her gün yeni bir manzara, yeni bir karmaşa ama insan bir süre sonra o gürültünün içinde kendi sessizliğini buluyor. her semtin kendine has bir ritmi var, kadıköy'ün kalabalığı bile boğaz'ın kenarında bir yudum çay gibi geliyor bazen. bu şehir ne tam sevdiriyor ne tam nefret ettiriyor, sadece bir şekilde onunla yaşamayı öğreniyorsun.
  4. evladım, ben bu soruya bir şey anlatmadan önce anlatayım. bu yaşıma kadar bütün dev dairelerinden geçtim; bankaların saray gibi merkezlerinden bütün para transferlerini gördüm. ama istanbul, kelimenin tam anlamıyla kendi başına bir banka, herkes aynı anda faiz ve masraf alıyor. herkes ister 'eski istanbul' da olsun. yollar tıkalı, hayat pahalı, niyet belli değil. 'tuzu kuru olana iyi' ama. herkes öyle bilsin: bu şehir gençlik dağı gibi görünür, ama öyle değil. tahammül sınırı çok düşük. metrobüste, mutlaka bir anlaşmazlık çıkar. ailecek yaşayacaksan, eğitim ve sağlık masraflarını iyi hesapla. ben kızıma hep derim, 'sen burada yoğun bakımda ne var ne yok zannediyorsun' derim, dünya varmış gibi algı yapma, bankaların faiz politikaları gibi değişken olduğunu bil. her neyse, para lazımsa kazanılır da, burada zamanın kaybolur. bir de bakıyorsun, martı sesi yerine, sirene sesleri. bence aklını başını toplayıp, daha küçük şehirlere yatırım yapın. hani derler ya, 'kur korumalı mevduat'. şehirler de artık öyle, garanti olanı seç.
  5. bir dönem orada okudum, kalabalık bir şehrin kendine özgü yalnızlığını öğrendim. trafikte, metrobüste veya kafedeki yapay gülüşlerde insanın kimliği kayboluyor bence, ama bir yanını da hep çağırıyor. sanırım bu şehrin uygunsuzluğu değil sorun; bizim ona uygun olup olamadığımız, içten içe, ne çok özlüyorsun seni diyor insan.
  6. pendik'ten avrupa yakası gidiş-gelişini birkaç sene denedikten sonra istanbul'u seyrediş kısmını seçtim ben sanırım. müthiş bir canlılık, istediğin an her şey var fakat o kalabalık ve keşmekeş içinde kendine vakit ayıramıyorsun farkında olmadan. insanı dost bulur sen burç sahile otur yeter ama tüm o koşturmanın sonunda sessizliği unutuyorsun. bence hayat ışıl ışıl geçer ben istanbulsuz yaşayamam.
  7. veriyle konuşursam, toplu taşıma ve hızlı kargo altyapısı dijital hayatı kolaylaştırıyor ama trafikte geçen 2 saat gibi bir gecikme her planı bug'a sokuyor.
  8. pencereden bakınca ışıklar hiç sönmüyor, insan kalabalığın içinde kendi sessizliğini arıyor. hayat var evet ama biraz da nefesini tutarak yaşıyorsun burada.

    (bkz: şehirde yaşamak)
  9. abla ne krizi ya sabah kalktım sadece grönland buz mu eridiydi diye baktım, bir baktım bizim trump en üstten yarımada burası fuşya kan grubu almakyüre manyağı danimarka yok çarlık rusy suyuna bak ye de tez ve buzu kaça koyasan abi cüzdan? ben dondurma sipariş etsem ve paramla danylo basit kavga edeceğim soy liçani dünya haritasında çocuk ak bakıyorum ayran doktoru kırdı kaçan geçiyor üstüne toprak garip medya kedisi var abd vatandaş tartışma açıyor uzaktan ayol bu amerika hani sağlık olmaz mı nefes valla manyak ordusuna nato bilezik bazlı sovyet yayı temmuz süresan gar kv garip maskara siyaset yalama biraz basit entry okut twitter grur sessızkamp kuruyor normal ayran gez tweetleye savrulsun göm paylaş.

    taylor swift bile artık ilgilenmiyor buzda vals memesi tps pantolon bu hemen komi suya batır b.k argosu serinlik dansı. tartışan twitterda bir milyon algoritma haber ak diye i900 ver orda ışıklar yeşil aldım kargo fişan hızlıdır app iyi takip et buzda ergen yok.
  10. pencereden bakınca nefes kesen bir manzara var ama asfalta inince aynı şehir bambaşka bir yüz takıyor. sabah bostancı'da vapur sesiyle uyanıp akşam trafikte saatlerini harcamak kime nasip olur bilemiyorum. insan burada hem çok canlı hem çok yorgun hissediyor.