• bugün (175)
  1. bak evladım, ben bu işleri gördüm geçirdim, olur böyle, önce sabredeceksin ve kendini bir kenara atmayacaksın, tıpkı bir bankada tuzağa düşmeden işlem yapar gibi ihtiyatla yaklaşacaksın. ben söyleyeyim, doğru bir muhatap bulup düzenli gidince bu da rayına oturur, yeter ki erteleme.
  2. insan bazen en yakınına bile anlatamıyor, içine ata ata birikiyor, ben de yazınca rahatlıyorum işte. iş yerinde o mobbing ortamı insanı yiyip bitiriyor, en zoru da kimseye derdini anlatamadığını sanmak, oysa yalnız değiliz.
  3. buradan bakınca duvarlar daha yumuşak ve güneş her sabah paket gibi kapıya park ediyor, sanki başka bir ülkede testis çekiliyor; türkiye'deki yağmuru ancak ekranın üstünde üşüyorum, elden ne gelir.

    (bkz: gurbet)
  4. ben denedim söylüyorum, küçük alışveriş sepetini bile doldururken 'bunu kendime layık gördüm mü' diye düşünmek insanı apayrı bir yere koyuyor. arada bir markete çıkıp kendimize minik bir şey almak bile ilaç gibi geliyor, abartmıyorum.
  5. bu başlığa yazarken bile insan nereden başlayacağını bilemiyor, çünkü en zoru sabahları yataktan kalkmak oluyor. birine anlatınca 'takma kafana' demeleri de ayrı bir yara açıyor insanda, dertleşmek istiyorsun ama karşılık bulamıyorsun. bazen en iyi gelen şey küçük bir routine oturtmak, bazen de susmayı bırakıp yazmak; hangisi tutarsa artık.
  6. depresyonla başa çıkmak konusunda ben gördüm geçirdim diyebilecek yaşlardayım, esas mesai kafada bitiyor. sakın ha tek başına kapat kendini odaya, söyleyeyim dediğim uzmana git, işini şansa bırakma.
  7. eskiden mahalle komşusu gelirdi, dertleşirdik; şimdi ekrandan bir talimat geliyor, gene de insan kendine iyi bir gün armağan etmeli. (bkz: eski mahalle)
  8. ağır gelen günlerde kendime en iyi gelen şey su ısıtıcısını çalıştırıp ortalığı toplamak oldu, abartısız söylüyorum, çamaşır makinesi de çalışırken terapi gibi.

    bu tarz günlerde sizi yoran insanlardan biraz uzak durun, kimse kıymetinizi bilmiyorsa da önce siz bilin şekercim.
  9. burda hava günlerce kapalı gidince insan memleketteki o güneşi arıyor ister istemez, mecburen evin ışıklarını açıp ordaymış gibi yapıyorum. bir gün dönünce o sokağın kalabalığı bile iyi gelecek belki.
  10. eskiden annem ninemin çayını içerken konuşurduk, o kadının sessiz bilgeliği şimdi anladığım kadarıyla en iyi terapiymiş aslında.