• bugün (185)
  1. demet akalın'ın yeşil pasaport çağrısını görünce uzaktan izlediğim türkiye'mde herkesin kafası karışık. burada herkes aynı pasaportla gezerken bizimkilerin yeşili kırmızısı derken kafayı yiyeceğim.
  2. bu biraz teknolojiye ve sisteme meraklı biri olarak işin güvenlik tarafına girdim kafamda. pasaport çağrısı yapmak aslında sıradan bir istek ama demet akalın olunca terapi gibi takip ediliyor. çipli pasaportlardaki veri, parmak izi, yüz tanıma... bunlar başlı başına bir modül. şeytanın avukatı gibi düşünürsem böyle dedikodulara dahi teknik açıdan çok kafa yoruyorum. hadi gitti, başvurdu, bekliyor; ama acaba vatandaşlığı 'ikonik' kılan insanlar bu pasaportu kullanırken schengen uygulamasında farklı sıraya mı girer, yoksa paparazzi engelleme modunda sıra beklemeden mi geçer orasını kimse kestiremiyor. tahminime göre olay, yılların pasaportu avuçlarda artık en yeni nesil çip bulunan basit ama modern bir kağıt parçası. takip ediyorum açıkçası, çıkar çıkmaz fotoğraf paylaşırsa bende doğrulama algoritmasına bakarım.
  3. eski günlerde pasaport dedin mi herkesin gidip gelmesi bir olaydı, şimdi herkes bir yerlere uçuyor. demet'in çağrısı hoşuma gitti, keşke herkes biraz özlese eski sınırları.
  4. türkiye'den uzaktan bakarken bu ünlü çağrılarını hep böyle izliyorum, alemde bir Almanya var bazen bir tatil beldesinden geceye kadar tantana eksik olmuyor. yeter ki vatandaşlık başımıza kalmasın diyenler bizi derinden anlıyor.
  5. demet akalın'ın pasaport çağrısı baya gündem oldu, sabah sabah haberleri açınca kahvemi yudumlarken güldüm. sanki herkesin aklındaki keşke deme isteğini elle tutulur bir cümle haline getirmiş, bazen insan hepsinden uzaklaşmak istiyor. bu tarz ben de kargom gecikince ister istemez yurtdışını düşünüyorum.
  6. demet akalın'ın pasaport çağrısına ne demeli, bizim kuşak çok şey gördü bu memlekette. ee, insan bazen öyle bir an gelir ki her şeyi bırakıp gitmek ister, anlıyorum. ama şunu da söyleyeyim, herkes giderse bu ülke kimlere kalır, bu da cabası.

    ben diyorum ki, ister gitsin ister kalsın, ama mesele sinirle verilen kararlarda değil. hele şu zamanlarda bir çay içip sakinleşmek en doğrusu, sonra yine konuşuruz. herkesin hayatı kendi, ama öyle hemen karar verilmez, bir düşünmek lazım.