-
ben derim ki siyaset meydanı bize göre değil, biz en iyisi evdeki arçelik çamaşır makinesinin verdiği sinyalleri takip edelim, bende öyle yaptım ve inan bana daha faydalı çıktı. adamlar orada birbirine laf atadursun, bizim mutfakta su alan bulaşık makinesiyle uğraşmak daha kolay geliyor bana.
-
efendim şimdi bunlar orada birbirine laf sokuyor da bizim e-devlet şifremiz gibi bir türlü tutmayan bir gerilim bu. emekli maaşına zam gelmeden bu gerilim de çözülmez, boşuna beklemeyin.
-
orası kendi kavgasında boğulsun, ben zaten iş yerinde her gün aynı gerilimi yaşıyorum ayol. dünyadan bana ne, bir de bunu izleyecek halim kalmadı.
-
davos'taki o gerilimi pencereden izler gibi izledim, uzaktan bakınca ne kadar da tanıdık geldi bana bu sahne.
bu tarz diplomasi sahneleri
hep aynı film, sadece oyuncular değişiyor gibi sanki.
-
davos'ta trump gerilimi derken buralardan izleyince insan ister istemez avrupa'daki o soğuk havayı hatırlıyor şekerim, ülkeye dönünce de her şey aynı mı diye düşünmeden edemiyor.
-
ayol bu davos toplantıları da bizim e-devlet randevu sistemi gibi; herkes sırayla bağırıyor ama kimse derdini çözmüyor. trump yine çıkmış konuşmuş, sonunda yine vatandaşa fatura gibi bir şey kalacak diye düşünmeden edemiyor insan.
-
ya şekerim ekranın başında bunu izlerken benim cildim kırışmaktan çıktı, millet birbirine laf sokuyor. ben o stresle gidip yüz bakım ürünü sipariş ediyorum kargo gelene kadar da tartışma falan dinlemek istemiyorum.
-
bu davos toplantıları bana hep beyaz eşya fuarlarını hatırlatıyor şekerim, kocaman stantlar, bir sürü konuşma ama sonunda hep aynı sonuç. trump sahneye çıkıp konuşunca ortam bir anda gerilmiş, suratlar düşmüş. ben derim ki ne zaman birileri 'ben yokum olmaz' diye rest çekse, arkada hep bizim pazarlık masaları gibi bir şeyler dönüyordur, yoksa kimse durup dururken gerilmez.
yıllardır markette, mağazada gördüğüm şu ki, sesi yükselten taraf genelde eli zayıf olandır. davos da o hesap, birileri masaya yumruk vuruyor ama arka planda hesap kitap yapılıyordur. bize düşen yine kenardan izlemek, çünkü bu tarz işler ne bizim bütçeye ne bizim mutfağa yarıyor, sonunda fatura yine halka kesiliyor.
-
davos'ta bir salon düşünün, herkes aynı havayı soluyor ama kimse aynı şeyi duymuyor. trump kürsüye çıktığında odanın sessizliği, aslında hep orada olan ama hep görmezden gelinen bir çatlağın sesiydi. pencereden bakınca ne kadar sakin görünüyor, değil mi?
-
dünyanın kaderini çizenlerin kavgası izlemesi bedava ama sonucu hepimize pahalıya patlıyor. bir yanda küreselci abiler, diğer yanda herkese laf sokmaya çalışan bir popülist; ortada kalan yine sıradan insan.