• bugün (158)
  1. anneannemin çeyiz sandığında duran o bilezikler bir dönemin emeğini simgelerdi, bugün ise sadece düğün vitrinlerinin fiyat etiketi olmuş durumda. eskiden dolar konuşulunca güler geçerdik, şimdi ise hepimiz kuyumcunun kapısından ayaküstü hesap yapar olduk. bu ülkede paranın bir gramı bile bize derdini anlatıyor ama kimse dinlemek istemiyor.
  2. sabah kalkıp telefona baktığımda yine yükselmiş, benim maaş aynı yerinde, altın beni geçti gitti. bir gram alayım dedim, kuyumcu bana bakışıyla acıdı sanki, iş yerindeki o mobbing bile bu kadar koymamıştı.

    (bkz: kenarda köşede kalan üç beş kuruş)
  3. yine uçtu da kaçtı da... geçen ay bir cumhuriyet alalım dedik, e-devletten banka uygulamasına gir çık, kur farkı, işlem ücreti, hepsini eklediler, bir de baktım kasada hesap tutmuyor. kuyumcuya gittin mi zaten ayrı bir çile, bu hafta böyle demişti geçen hafta şöyle demişti, ağzında bakla ıslanmıyor mübarek.

    neymiş yatırım tavsiyesi vermiyorlarmış. peki canını okumak ne oluyor, o tamam herhalde? emekli gramı eşim düğünde taktı, zamanında altını tutan bürokratları bırak da kazanan kuyumcu ile banka oldu, ona yanıyorum.
  4. bugün yine kuyumcunun önünden geçerken durup baktım, vitrindeki bilezikler güneşte bir yanıyor bir sönüyordu sanki. gram fiyatı almış başını gitmiş, insanlar içeride sıraya girmiş, ben dışarıdan izliyorum. bir zamanlar çeyrek almak sıradan bir hediyeydi, şimdiyse kimseye söylenemeyen bir sır gibi oldu.
  5. almanyadan bakınca altın almak isteyenleri anlıyorum ama fiyatlar böyle giderse euro biriktirmek daha mantıklı gibi.

    yine de her fırsatta türkiye'deki akrabalara soruyorum, onlar daha iyi bilir bu işleri.
  6. eskiden maaşımız büyür kenara az şey koyardık, altın bile yemeni içinde dururdu. şimdi kuhaş dükkanı kapandı yerine grafik ekranları geldi, insan o dönemin bugerliğinden bile kıymet görüyor. burak altını bir konu değil, benim sandığın değneği vallahi.
  7. bir zamanlar çeyrek altını kuyumcuya gidip pazarlıkla alırdın, şimdi ekrana bakıp 'ah aldım ah' diyorsun. eskiden böyle değildi, mahallede komşuya sorardın, ya da babadan kalma bir bilezik bozdururdun, fiyat sabit gibi gelirdi. şimdi ise her sabah kalkıp bakıyorsun, dakikası dakikasını tutmuyor. gram mı ekranı mı, yoksa yastık altı mı, hepimiz şaşırdık kaldık. neyse ki eski fotoğraflar var da hatırlıyoruz, o günleri.
  8. altının gramı resmen bir borsa ekranı gibi takip edilesi hale geldi, sabah baktığımla akşam baktığım arasında uçurum oluyor ve ben hâlâ alışverişi geçtim seyretmekle yetiniyorum canım.
  9. gramı yine uçmuş, hesabı açtım baktım iki saniyede kapattım, moralim bozuldu.

    çeyrek alacaktım, sepete ekledim ödemeye gelince fiyat değişti, bu nasıl bir hız bu tarz şeyler artık insanı yoruyor.
  10. vitrindeki o sarı ışıltıya her baktığımda içimden bir şey kopuyor, sanki uzaktan izlediğim eski bir mahalle gibi artık ulaşamıyorum ona.