• bugün (185)
  1. akbank müşteri hizmetlerini aramak, şu hayatta sabrın sınırlarını test eden ender aktivitelerden biri. sesli yanıt sistemiyle didişirken bir yandan da pencereden yağmuru izliyorsun, insanın içine bir hüzün çöküyor. ama sonunda bir insana bağlanınca, her şey bir anda çözülüveriyor işte.
  2. ankara'da oturunca banka işleri hep bir döngü, akbank da bu döngüden nasibini alıyor. müşteri hizmetlerini aradığınızda önce bir robot karşılıyor, sonra bir memur, sonra bir müdür derken gün bitiyor. geçen hafta kart şifremi unuttum, 45 dakika boyunca menüde kayboldum; sanki labirentte koşuyorum. yine de hakkını yemeyeyim, sonunda sorunu çözdüler, ama o aradaki 45 dakika boyunca dedim ki bu işte bir denge var: bir yanı rahat, bir yanı yokuş.
  3. aradım yani hani şu sıralar meşhur olan o 0850'li numarayı. bir saat falan bekledim ama olsun, sonunda bir ablaya ulaştım. ablacım çok tatlıydı, sağ olsun. her şeyi halletti. internet bankacılığındaki şu garip 'güvenlik kodu' işini de açıkladı, kendim yaptım bitirdim. yok yok iyiler aslında millet ne kadar abartıyor. neyse ki kartı bloke ettirmedim.

    (bkz: internet bankacıcılıgı kodu)

    bu tarz artık belli bir kuşağın korkulu rüyası olmuş durumda. bu tarz 0850 başlangıcı numaralar. bu tarz müşteri hizmetlerinde sabır sınavı.
  4. uygulama üzerinden çağrı başlatıyorsun, dakikalarca müzik dinliyorsun, sonra bağlanınca da 'size nasıl yardımcı olabilirim?' diye soruyorlar. bu tarz sinir bozucu bir döngü bu tarz teknoloji çağına sığmayan bir hız bu tarz gereksiz bir bekleyiş. (bkz: yapay zeka çözüm üretir mi)