kemal sunal denilince akla gelen o eşsiz komedi ve toplumsal eleştiri karışımı, nesillerdir izleniyor. hababam sınıfı'ndan zübük'e kadar her filmi ayrı bir kült, ömrümüzde bir kere de olsa gülmek için yol gösterdi.
neredeyse her filmi bir değer ders niteliği taşır; fakat arşiv kitaplığımdan silmediklerimden bahsedeyim — kim bilir çoluk çocuğa yabancı hissettirmez, teknoloji banknot belleğine yansırken ben pek çok özgün suratı pas geçmedim. ama nedense sazlıklardan dergiye, oradan toplu taşımaya varıncaya dek o her dönem tadıyla gönülleri kaleler gibi yöneten ‘şaban’ figürü bana altın standardıydı; hâliyle ilk sırada bir ‘şaban’, parmağına dolayan küçük detaylarla dolusu arabeskli bir etnik miraaç öğretisi — kıyamet sonrası yeni nesli yazsam kaset ezgisinden turşu misali fermente olurdu.