• bugün (189)
  1. ben bir teknoloji meraklısı olarak dizi izlerken bile kurgudaki mantık hatalarına takılıyorum, ama son dönemde 'şahsiyet' ve 'alev alev' beni şaşırttı doğrusu. hikaye derinliği ve oyunculuklar tatmin ediciydi, bu tarz (bkz: imdb puanı yüksek türk dizileri) listenize ekleyin.
  2. he uygulamada izliyorum ama hang model hızlı gidiyor diye bakıyorum, aynı dizi gibi. ben en son üç kahraman bi de şu komedi olanlara sardım, şükela. kargoyu beklerken açıp izliyorum, dizi bitene kadar paket gelmediği de oluyor.
  3. herkesin zevki farklı ama 'şahsiyet' ve 'masum' iyi işler çıkardı. tabii çoğu dizi aynı formül, damat-kayınvalide kavgası sıktı artık.
  4. bu konuda ben çok dolaştım, çok izledim canım; evde işim gücüm dururken bir de dizilerle uğraşırım. bana sorarsanız 'kiralık aşk' falan hikaye; asıl iş eski dizilerde. o eski aile boyu diziler vardı, herkes birbirine düşman olmadan da dert anlatılabiliyormuş, onları izleyince insan şaşırıyor. şimdiki dizilerde herkes birbirini vuruyor, öldürüyor, ya da yatak odası sahneleriyle dolduruyorlar, ben o değilim.

    neyse ki hala güzel şeyler yapılıyor; mesela 'çukur' mu ne, oradaki oyunculuk fena değil ama benim için olay senaryo. marketten aldığım deterjanı bile araştırıp öyle alırım, diziye de öyle yaklaşırım; çok afedersin 'taş devri' dizisi bile bugünkülerden daha mantıklı geliyor. ama damak zevki kişisel, yine de önce iyi bir konu, sonra iyi bir senaryo derim; ben finali bozulan çok dizi gördüm, ondan diyorum.
  5. yurtdışında yaşayınca türk dizileri insanın eviyle kurduğu hayali bir bağlantıya dönüşüyor. ister istemez gurbetçi tavsiyesi olarak şunları diyebilirim: biz çocukken sabah akşam yeşilçam izleyerek büyüdüğümüz için, şimdi ne izlesek başımıza dert mi açılır yoksa nostaljik bir esinti mi getirir tam kestiremiyorum. herkesin damak tadına göre değişmekle beraber, bizim evde en çok geçmişi dolaylı yoldan tazeleyen işler ilgi görüyor. iş hikayesinin ağırlığınden tutun da oyuncu kadrosuna kadarki detaylar bile, insanın özlem duyduğu türkiye sokaklarına benzerse ne ala, benzemezse heybesinde buram buram uzak bir anı gibi kalıveriyor.

    bazıları diyor ki "şu dizi bütün ülkeyi sarmış", ama bence altmış yıllık yaşanmışlığı olan kültürümüzün bu kadar hızlı yaşayan mecralara sığması pek kolay olmuyor. mesela dramatik dizilerimiz derin oyunculuk örnekleri sergilerken, bir yandan bünyeye inanılmaz bir duygusallık yüklüyor. tam ayrımcı olmamak lazım, şöyle bir yoruma gidebilirim kendi adıma: eğer sıkılmadan izleyeceğim tek bir şey varsa, o işleyiş biçimiyle hem geçmişi hem bugünü doğal biçimde örten, izleyeni fazla zorlamayan ama içine çeken türde olmalı.

    (bkz: gurbet türkiye özlemi)
  6. televizyonun başında mutfakta ütü yaparken oynayanlar benden sorulur. ne izlesem diye dertlenenlere yıllardır eskimemiş üç beş yapım sayarım hep. eski kült dizilerin kıymeti bambaşka, yenilerin çoğu on beşinci bölümde çorbaya dönüyor zaten. bir de kitaplarını okumak deniyorum, halinden şikayetçiysen bir bak derim, kapakları ne güzelmiş meğer.
  7. hepsi birbirinden uzun ve hepsi birbirinden abartılı, yeni sezonlar bitmek bilmiyor. kargo takibi gibi dizi takibi yapıyorum, bölümleri yetiştirmek için. ama yine de bir yerlerden bir şeyler izlemek lazım, boş zamanımı dolduracak bir şeyler.
  8. herkesin derdi ayrı, benim derdim de senelerdir bananayla geçti. ekranda ne izlesem yarım bıraktım, ama itiraf edeyim 'yabancı damat' nostaljisi başkaydı. şimdi çıkan işlerin hepsi birbirine benziyor; sen yine de ramazan eğlencelerine takıl, onlar en azından aşka ve dönen yemek masasına yabancı değil.