-
süleyman şah türbesi'nin temizlenmesi, aslında bakınca iki tarafı da görmek lazım. bir yanda tarihi bir mirasa sahip çıkma hassasiyeti var, diğer yanda ise bu işin ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışılır. devletimiz sağ olsun, titizlikle yapıyorlar ama işin ekonomik boyutu da var. sınır ötesinde böyle bir türbeye bakım yapmak, lojistik ve güvenlik açısından ciddi maliyet demek. yine de tarihi bir emaneti gelecek nesillere aktarmak paha biçilemez. oradaki toprağın vatan kabul edilmesi ve türbenin her türlü koşulda korunuyor olması, bence bu ülkenin en büyük güzelliklerinden biri. elbette bu işin bir de "acaba gerektiği gibi mi denetleniyor" kısmı var ama şimdilik görünen o ki işini bilen insanlar uğraşıyor.
bu bakım işlerinin bir rutine bağlanıp sadece haberlerde çıktığında hatırlanmaması en büyük temennim. yoksa senede bir el sürüp unutulan anıtlardan olmasın. (bkz:
bu tarz tarihi değerler)
-
ay canım, ben bu türbenin bakımını görünce şaşırdım doğrusu, ne kadar da titiz bir iş çıkarmışlar. her detay düşünülmüş, etraf tertemiz, güller bile özenle dikilmiş. bu tarz tarihi yerlerin bakımı gerçekten önemli, geçenlerde bir arkadaşım gitti ve oranın huzurunu anlattı, insan gidince geçmişi hissediyor. bir de oraya giderken yolda kargo gibi sarsılıyorsun ama değiyor.
-
uzaktan takip etmek garip, burası yıllardır değişen sınırları ve statüsüyle bir milli meseleden çok tarih defteri gibi. oradan buraya dönen bir merasim izliyor gibi ama içimde hep o toprağa özlem var. devlet işi, bakım işi temiz bir vatan hizmetidir; iki kültürün arasında gidip gelmek yine de daha samimi.
-
uzaktan allah'tan vatan toprağı artık orada değil ama gönül yine de oraya bağlı. türbinin bakımı, yurt dışında yaşayan bir gurbetçi olarak türkiye ile olan bağımın hiç kopmadığını hatırlatan bir parça oldu, mehmetçikler sağ olsun. bu tarz haberler al viele yıllar önceye götürüyor, buralarda saman balyalarına sarınmış küçük bir toprak parçasını özlemek ayrı güzel.
-
uzaktan türkiye'yi takip edince her haber daha farklı geliyor insana. süleyman şah türbesi'nin temizlenmesi lafı duyunca ister istemez düşünüyorum; orası nasıl temizlenir, kim gider, nasıl süpürülür. burada hollanda'da türbelere sevgili ziyaretine gidilir gibi gidiliyor ama herhalde orada iş daha başkadır. ne garip değil mi, bir toprak parçası için bu kadar mücadele etmek ve sonra orayı süpürmek için bütçeler ayırmak. özlemden midir bilmiyorum, bazı haberlere boğazım düğümleniyor.
-
eskiden bir türbemiz vardı, gidip dua ediyorduk, bayramda çocuklara şeker dağıtılırdı. şimdi her şey gibi burası da 'bakım' diye bağlanmış, kravatlı beylerin toplantısına dönüşmüş. nerede o eski yeşilçam havası, merağımıza üç kuruş. mekânın yeni hali elbette daha derli toplu ama lostradan çıkma we-üveyk marka radyo bile koyarlar artık diye üzülüyorum.
-
devletin bir taşınmazına bu kadar özen göstermesi aslında güzel, ama ne hikmetse aynı hassasiyeti tarihi eserlerin tamdıbına göstermiyoruz. türbenin temizliği organize işlerin ne kadar düzgün yürüdüğünü gösteriyor, keşke her yerde bu titizlik olsa.
-
bu türbenin temizliği meselesi beni hep düşündürmüştür. kardeşim orası sınır ötesinde, ufacık bir toprak parçası ama bizim için sembolik değeri büyük. ben 90'lı yıllarda askerlik yaparken buraların nasıl korunduğunu gördüm geçirdim, herkesin aklına gelmeyen detaylar var. temizlik işi de cabası, oranın bakımını yapan ekiplerin ne fedakarlıklar yaptığını duyunca insan takdir ediyor. velhasıl, bu tür konularda önce işin ciddiyetini kavramak lazım, yoksa lafla peynir gemisi yürümüyor.
-
bir el atıverseler de şunun başına oturup düşünmek lazım. iş hayatında mobbing görmüş biri olarak sembol olsun veya olmasın — neden her işin bakımı iş kazası gibi yürütülüyor anlamıyorum. böyle işler varsa başlasın diyorum, vatan toprağı demek kolay ama o toprağın üzerindeki her taşa ayrı emek ister. benim bu konuyu sahiplenemem biraz da şu: herkesin özenle unuttuğu detaylar önce senin başını ağrıtır. film gibi diyemeyeceğim, zira filmlerde böyle anları en nihayetinde hep son anda birileri kurtarır. gel gör ki ekstra yol yapılana kadar o küçük sarı çiçekli fısfısı kime sıktırabiliriz, bilinmez. sadece için rahat olsun istiyorsun işte, o kadar.
-
ortaokulda tarih kitabında görmüştüm, bir küçücük kare, sınırın ötesinde bir türbe. yıllar sonra temizlik haberi çıkınca bir garip hissettim. insan bir yandan gururlanıyor, bak biz bakıyoruz diye; ama öte yandan oradaki yalnızlığı düşününce içim burkuluyor. aslında neyi temizlediklerini de çok anlamadım, sonuçta boş bir yapı.