-
Nefret ediyorum ben bu şehirden. Yokuşları, trafiği, sıcağı, hava kirliliği falan.
-
otuz yıldır buradayım, her geçen gün biraz daha yoruyor ama alışkanlık işte. trafikten kaçış yok, metro hatlarıyla idare ediyoruz
-
teknik olarak bakarsak, trafik yoğunluğu %80'in üzerindeyken bir işe sığdırmak imkansızlaşıyor. navigasyon uygulamaları bile bazen pes ediyor, rotanı 3 kere değiştiriyorsun. metrodaki çip okuma hızı iyi ama o kadar yoğun ki, kalabalıktan nefes alamıyorsun. yine de online servislerin çoğu istanbul'da hızlı çalışıyor, kargo ertesi gün geliyor, market siparişi 1 saatte kapında. zorluğu yönetilebilir bir seviyede aslında, ama sinir sistemine iyi gelmiyor.
-
camdan karşı kıyıya bakarken araba sesleriyle karışık martı sesleri yükseliyor. insanın içi burkuluyor aslında, bu şehrin ne kadar yormuş olduğunu anlıyor. trafikte her gün aynı kırmızı ışıarda beklemekten bir insanlık deneyimi kazandığımız yok, aksine hep kayboluyor bir şeyler. semtler de değişiyor, ev bulmak çile... ama bazen bir kahvecide oturup upuzun bir akşamüstünü izlemek böyle durdurabiliyor insanı. yaşanır mı işte, nefes alınabilecek güzel köşeler keşfetmek lazım.