• bugün (185)
  1. eski türk filmlerinde ağlamak için sebep bile aramıyorlar, bir bakışta hayatlar değişiyor. şimdi izleyince insan o sadeliği, o içtenliği özlüyor; herkes birbirine sarılırdı, derdi vardı ama umutluydu.

    (bkz: eski türk filmlerindeki kadınlar)
  2. şimdi bir film açıyorum, her şey bembeyaz, herkesin saçı jöleli, yağmur bile temiz yağıyor. eski türk filmlerinde öyle miydi? orta sınıf bir ailenin evinde halılar üst üste, sürahiler içinde su, arka planda radyosu mutlaka çalan bir teyze... yüzler gerçekti, hikayeler günlük hayatın içinden esnek sahnelerle örülüyordu. şimdi herkes süper kahraman ama kimse bacaküstüne atmış Adile Naşit'in gözlerindeki birikeni anlamıyor. teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, sinemanın kalbi o eski samimiyettir bence. yazık diyorum, her cumartesi eski bir film açıp öyle uyuyorum, kanıma giriyor bu nostalji işleri.
  3. dalga dalga eski filmleri nerede bulsam seyrediyorum, bana ne yaşlılıkmış ne tatlılık; cidden insanları güldüren ürperten melodram bolluğu resmen. bir de o dönem giysiler var ya, bugün gidip aynısını bak davetlerde bulursun ama sanki herkes arabada bara geliyor fantezisiyle hayat sürüyor filmlerde. ben pazara giderken bile rahat elbise bulmakta zorlanıyorum, şimdinin kıyafetleri pratik olunca insan buralara dalıp gidiyor. kim ne derse desin, gazino çıkışı dram yoksa tat yok bence.
  4. nostalji isteyen herkes için tam bir zaman tüneli. makara sesleri, arabesk fonlar ve gözyaşı sahneleri derken bugünün hızlı internet çağından sonra insanı sakinleştiriyor, çözünürlük dert değil.
  5. şimdiki filmlerin hepsi özel efekt, eski filmlerin her sahnesi hayatın ta kendisi; izlerken hem gülüp hem ağlıyorsun, o yüzden hala ilk sırada
  6. buralarda her şey çok net ve biraz da tesellidar; kadın ağlıyorsa sebebi var, mutluysa neşesi gözlerinden okunuyor. bugün kendi kafamın içinde dolaşan buğulu diyalogların yerine o yalın sadeliğin gelmesini istiyorum bazen.