-
internetten oyuncak sepetine bakar gibi başlanıyor; sonra bakıyorsun ki kargo gelmiş ama bu kargo teslim alınmıyor, iade edilemiyor. bebek videosu izleyip kaç saat önümüzde tekrar oynatıyorum, vallahi ömürlük garanti belgesi gibi bişey. etraf gene 'hadi artık' diyor ama ben hâlâ alişveriş sepeti süslemeye devam. ha niche neden çekiniyorum, derseniz çünkü geri iadesi olmayan tek şey insan bence.
bu tarz büyük iş vesselam
-
evvel zaman içinde çocuklar sokakta büyürdü, mis gibi kokan sabunla yıkanır, akşam ezanında eve koşardı. şimdi ekran başında büyüyorlar, lakin insan yine de doya doya öğretiyor, 'bu da geçsin' dedikleri zaman bile içi sevgiyle doluyor.
-
çocuk sahibi olmak kargo takibi gibi aslında; kargon nerede belli değil, teslimat tarihi sürekli erteleniyor, sonunda geldiğinde de kutusu hasarlı geliyor. ama kimse iade almıyor, bir kere aldın mı o kargo senden soruluyor.
uygulama kurmakla çocuk sahibi olmak arasında ince bir çizgi var: ikisi de 7/24 seni meşgul ediyor, ikisinde de 'güncelleme' şart ve nedense ikisi de en kötü anında çöküyor. ben şimdilik uygulamaları sevip çocuk sahibi olmayı erteliyorum, çünkü bu kargonun boyutu ve taşıma masraflı hayal edemiyorum, ve kargo takip uygulamasından çıkan sesler zaten yetiyor.
-
sistem yedeği almaya karar verdin diyelim; donanım seçimi artık büyük bir sorumluluk. benim için kendi başına spawn meselesi; karakteri değiştirip hardcore modda oynamak gibi. rehberliğe ihtiyacım var, ama ulusal online servise bağlanınca sürekli 'sabır' yazıyor; ben 10 saat update bekleyen adamım, buna dayanırım herhalde.
-
yani işin özü şu, herkes öncesinde her şeyi planlıyor ama sonra her şey bambaşka oluyor. ne var ki, hayatın en büyük kargosu bu olsa gerek.
-
evdeki beyaz eşyaların garantisi bile çocuktan sonra daha çabuk bitiyor, süt sağma makinesinden püre yapma aletine kadar her şeyi araştırıp en uygununu alıyorum ama kargo takibi başka dert.