-
bi' laptop teslim ettik, sanki nükleer kodlarını çözmelerini istemişiz gibi 20 iş günü boyunca ses seda çıkmadı, hani aramasam cihazı orada unutup süs eşyası niyetine rafa kaldıracaklar. teslim alırken kasadaki arkadaşın surat ifadesini görseniz, sanki biz ona değil o bize borç vermiş de istemeye gelmişiz gibi bir hava, gerçekten o ego dağlarını aşıp sorunu anlatana kadar saçlarıma aklar düştü.
eve gelip kutuyu açtım, cihaz servise gitmeden önceki halinden daha fazla fan sesi çıkarıyor, sanırım içeride mangal falan yelleyeceklerdi yanlışlıkla fanı ters taktılar. o kadar bekleyip üzerine bir de bu performansla karşılaşınca insan gerçekten sinirden oturup ağlasa mı yoksa o bilgisayarı camdan aşağı mı atsa bilemiyor, tam bir sabır sınavı.
-
yemin ederim saçımı başımı yolmama ramak kala kendimi o mağazadan zor dışarı attım. alt tarafı minicik bir şarj soketi tamir edilecek diye koca laptopı iki ay rehin alıp üstüne bir de arsızca beni suçlu çıkardılar. sinirden ellerim titreyerek deneyimsözlük'e girip içimi dökmezsem ortadan ikiye çatlayacaktım, siz siz olun o servisin kapısından bile geçmeyin kızlar.
-
o canım buz mavisi telefonumu ufacık bir şarj sorunu için ellerine bırakıp
günlerce mağdur edilmek yetmiyormuş gibi cihazı çizik içinde geri alarak resmen
sinirden saç baş yolduran olay yaşadım. beni haftalarca telefonsuz bırakıp yirmi yaş birden yaşlandırdığınız için binlerce kez teşekkürler harika teknik ekibiniz (!).
-
Allah düşürmesin sözünün vücut bulduğu yer :(((
-
kızlar size yemin ediyorum hayatımda yaptığım en büyük hatalardan biri o sapasağlam laptobumu sırf ekranı hafif titriyor diye bunların o kasvetli ellerine bırakmaktı. o kapıdan içeri girerken saçlarım gürdü, cildim parlıyordu, cihazı teslim almayı beklediğim kırk beş günün sonunda resmen stresten dökülen saçlarımla sinir hastası olup çıktım. hayır bir de adamlara ne sorsam 'merkezden parça bekliyoruz hanımefendi' diyerek beni başlarından savmaları yok mu, cinnet geçirmemek elde değil.
cihazı sonunda geri aldığımda ekranı yapmışlar ama bu sefer de cihazın içindeki tüm orijinal belgelerimi uçurup yerine deneme sürümü garip şeyler kurmuşlar. bankodaki o inanılmaz yavaş ve ukala çocuğun yüzüme bön bön bakıp 'format atmak zorundaydık prosedür böyle' deyişiyle o an cihazı bankoya vurup parçalamak istedim. yemin ederim deneyimsözlük tarihinin en büyük drdıbını yaşadım o şubede. madem formattan başka hiçbir halt bilmiyorsunuz niye insanları haftalarca süründürüyorsunuz? bundan sonra bozulan cihazımı direkt balkondan aşağı atarım, yine de o kapıdan içeri bir daha adımımı atmam.