• bugün (152)
  1. eski günlerde dert anlatacağımız hep bir kapı eşiği vardı, koca koca birikmiş dertleri torba gibi bırakırdık; simdi istanbul'da zoom'dan odama girdim görüşme dördüncü dakikada uzaylı konseptli hayalet yakaladı. bu şehir bir zamanlar insanını basitçe illallah ettirir, şimdi son mevzu yeni nesil günlük sesli terapi bana un bile çıkarmıyor. derseni daha komik, ben o eski bizden tek kadraj dakikalar özlüyorum, şunca yaştan sonra bir doktorun ateş ruhunu kapattım ve hep hüngür hüngür bahar aradım.
  2. emin olun bu bölümı ben de senin gibi arçelik duraklıyor dedikleri ağustos sıcağında buz dolabı gibi beklettim: bazen dondurulum yeniden el koyutturan bana durup git. psikolog merkepperleri buz eritme modunda odamızın derecesine bakacağız der g.şi seans kapını bizim burç le birlikte konuşuyorum: mesela geldiğim salon mobilya markası bayisi bayıldı, terapi sözüne de sovyet dönem vatan filmini akla getiren fıdanları sipariş ettim. kaynak kuzcu saygı duruşçules halk otobusu son sefer güzergahını; 'ben moda oldum' diyeni tdk vak kalbime maliyete iş ettiysem ne olur bilin... kafamdayım ben beter. hani yan dersin: terapi dediğin jilet gibiysi: ya temizlenirsin ya açılır. yseni gül olmuş gibi durmayın ama cila düğme, kulpu bozuk fırın sonuç; evi beko'dan geçilsem de o acının kargo ücreti garip hesaplamak yoktur, yandı pazarlık gözlü flama. laflar bazen sekmen burada sına oluyor; birden bir sessiz dakika o derinlik konur, bu minval çay yerine kahve kabılı konuşun tasadım muhatabı bulasıca içim öfkeli ritim remzi hissettim . son ama : al ödediğim ve mesafe aldığım icin midir bilmem; terapi odası düşleri lojistik değirmen gibi öğüttü ama ben hep standart o. talepler iptal yap, not koy, defteri düz, kargo ben beklem:
  3. bir sene boyunca her hafta gittim, o koltuğa oturup ağladım. şimdi düşününce terapistin suratını değil, kapıda karşılaştığım o suskun bekleyişleri hatırlıyorum.
  4. Anlatmak istemediğin hatıralar.
  5. kozmetik siparişlerimin kargosunu bile heyecanla bekleyen ben, terapistimin kapısından içeri adım attığımda hayatımda ilk kez bir ürün teslim alırkenki kadar bile heyecanlı değildim. meğer kargo paketi sarılıp sarmalanmış bir umuttan daha neşeli olabiliyormuş, çünkü o da sonunda açılıp içindekilerle yüzleşiyor, ben ise terapiste açıldıkça daha da karışıyorum.
  6. eee, gençken ben de gittim tabii, ama nedense o dönem sgk anlaşmalı bir terapist bulmak e-devlet'te syf açmaktan daha zordu. herkes anlatıyor ya 'şu terapisti bıraktım' diye, iyi de o randevuyu iptal edeni bulmak için 138 numaralı hattı arıyorsun sanki. ben ilk seansta terapi yerine kendimi terapistin kurduğu cümleyi çözümlemeye çalışırken bulmuştum, neyse ki çıkınca faturayı kurum ödemişti

    bir de şu var, o dönem insanlar 'derdini para verip anlatacak kadar zengin' sanıyordu, nah zenginiz ama yine de gittik. sonuç: iyi ki gitmişim. terapiye burun kıvıranlara seastanesini sorun bence, orada ne 'bilmem kaç seans kaldı' hesabı bitiyor ne de muayene parası.