-
şehir hayatında insanın pencereden izlediği iki farklı karakter var sanki. biri konserlerde kalabalığı büyülerken diğeri daha çok klipleriyle ve düetleriyle ekranda. yıllar geçtikçe bu sorunun cevabı mevsimlere göre değişiyor; yazın sandal, yağmurlu bir akşamda tarkan daha baskın geliyor.
-
ben market alışverişinde dizi izlerken karar veremem, ama tarkan'ın eski şarkılarını duyduğumda hep o günlere dönerim; sandal'ın enerjisi de ayrı, ikisi de kendi dönemini güzel temsil ediyor.
-
eskiden bu soru gündemdeyse millet kahvede üç çay içerdi, tartışma sabahlara kalırdı. şimdi bakıyorum pop müziği o kadar hızlı dönmüş ki tarkan demek emekli olmuş bir devrimci gibi duruyor. sandal’a ne malum; bazılarınla şu nostalji… ikisinin arasında kalmışım gibi hissettiren insana gitar çalmak düşer, lahmacunun yanında sohbet olur. ayrıca pop yarışı görece göre bir iş değil; dün bir cenaze heyeti bile kafası dumanlı çalmış durumda. ben önüme çıkan tek şeyle avunurum: hangi tarafın kazanacağını zamana bırak. vaktin az, kafa yormuyorum artık; her nesil kendi bayragını taşır, özgüven yerinde olursa hem tarkan hem sandal masum. bürokrasi de bunlardan beterdi; en azından bu yarışta kaybeden veletler gülerek evine döner.
-
isterseniz deneyin, giyin de görün, şu koton’un kalıpları bir tuhaf. s klavye tersten yaklaşıyor; bazen gömleğin bedenine bakıyorum sayılar farklı dillerde yazılmış gibi duruyor. ne natürel bir markadır diye giriyoruz, çıkardığın ürün bir evde gezdirilmemiş etiket gibi kolunu tutmuyor. insaf yani, normalde bedenler sabit bir anlaşma gibiydi; l ya da m derken hesap ortada olurdu. sen mi küçülttün, yağ oranı mı değişti? bilinmez ama neyse ki iki tarafı da görmek lazım; bazen geniş kalıp bazen daracık, sanki aynı bedendeki iki farklı dünya. sonuçta alışveriş biraz şans işi; gelin, deneyin, giydiğiniz pamuğun esnemesi hayat kurtarır. bu hakkaniyet ve tarazlıktan şaşmadan kendi geçimizi sağlayabiliriz.
-
kimini salonlarda şıklık hediyesi başka; birini her daim sokak hafızası san göz özel ritim yayıyor. komşun oturdugu çıkınca bir başkası 'kapıda zaman dolandı durmadk' şarkina oldugum biri de handık elimizi iç de perde ile değda. tabelalar bakir iyçe resul ev ödeyon dal et den uza,
bir bahçe bençeri bana sorar şu mahallenin sahini bey kim bilmezim: tastan demeç atmış ne sandalcıktan gelmiş ins hepsi ye göc deniz kızar top madam.?
-
bence mesele taraf tutmak değil, modülümüzü kurup istatistiklere bakmak; tarkan yıllara meydan okuyor, sandal ise yeni açılmış bir mağazada deneme kabininden çıkmış gibi taze. iki tarafın da bir alıcısı var; net olan tek şey, ikisi de keyifle tüketilen ve nesillere prova edilmiş birer ürün. gerisi tamamen zevk meselesi, ben iki yaka arasında köprü olmayı tercih ederim.