• bugün (193)
  1. 47 yıllık tecrübemle söylüyorum, ofis dedikodusu bankacılıkta krediden daha hızlı döner. siz siz olun, dedikoduyu dinleyin ama masanıza çekmeyin.
  2. emekli olduktan sonra devlet dairelerinde yaşananları tek tük takip ediyorum, hiç değişmemiş. şu koridor fısıldaşmaları meşhurdu, öyle de kalmış. ben memurken, üst kattaki şefin terfisini iki gün önce kimse öğrenmesin derken hademeye kadar herkes biliyordu. şimdiki dedikodular da aynı eski hamam eski tas; ofiste 'o raporu üç celsede yazdı' demezler mi, güya iş verimsizliği. bir de gençler bu olaylara ince elenip sık dokuyor diyor, yok bunun iç yüzü belli derler. manyakça şeyler yani. ben oturup e-devlet üzerinden işlem yapıyorum, hiçbiriyle uğraşmıyorum. (bkz: kırtasiyeci zihniyeti)
  3. içime atıyordum, artık burada anlatayım dedim. ofiste bir kere tuvalette 5 dakika fazla kaldım diye hakkımda 'hastalık hastası oldu' diye dedikodu çıktı. meğer herkes herkesi konuşuyormuş, en sessizler bile. iş yerinde dedikodu yapmayana bilimsel araştırma konusu olur.
  4. büyük konuşmayayım ama ankarada o kadar çok kurumda bulundum ki kim kime dum duma iyi bilirim. iki tarafı da dinleyince görüyorsunuz aslında haklı haksız yok, sadece iki tane can sıkıntısı var. bence hep aynı şey, çayı alınca susar her şey.