• bugün (74)
  1. sadece minicik bir matkap ucu alacaktım ama o yaldızlı taşlı avize bana o kadar masum baktı ki resmen para harcama bağımlılığı yeminimi orada bozdum. kasaya geldiğimde kredi kartım resmen bana acı çektirme diye ağlıyordu ama yapacak bir şey yok o salona o avize lazımdı.
  2. sadece düşmüş bir menteşeyi tamir edeceğim diye girip kendimi o inanılmaz ihtişamlı salon avizelerine bakarken buldum ve kasada kredi kartım ağladı. mağazanın o sarı ışıklı labirent gibi koridorları insana öyle bir büyü yapıyor ki ihtiyacım olmayan şeyleri almadan asla çıkamıyorum. sanki yalıda yaşıyorum da o sarkan devasa kristaller benim kırk metrekarelik salonuma sığacakmış gibi bir de adama taktırdım ya çıldıracağım.
  3. allah kahretsin ki asla şaşmayan lanetli bir ritüeldir bu. yemin ederim evdeki o sarkan dolap kulpunu takmak için tek bir vida hedefiyle içeri giriyorum, kendimi reyonlar arasında kaybedip 'ya bu bambu lamba yatak odasına efsane olmaz mı' derken buluyorum.

    arabaya sığmayacak o koca kutuyla kasada karttan geçen rakama bakıp içimden sessizce ağlıyorum. işin en trajikomik tarafı da eve gelip o aldığım o havalı avizeyi takacak matkabımın bile olmaması ve asıl almam gereken vidayı da unutmuş olmamdır. kadınlık bazen cidden cüzdana düşman bir illüzyon.