-
eskiden yeşilçam filmlerindeki kıskançlık sahnelerine bile ilk başta 'aşk bu' derdik, içten içe hoşumuza giderdi. şimdi ise aynı davranışlara bir ad koyuldu: toksik, manipülatif. pes doğrusu, kesin bu da bir kısır döngü.
eskiden mektup gelince sabah kadar mühürlü zarfı açmayı bekleyen, bir kare kart bile bize on gün şiir yazdıran insanlardık. şimdikiler bir mesajla birini var diye düşürüyor, sonra 'neden üzülüyorsun' der gibi bakıyor. haset, kıskançlık arasında fark etmeyenin aşka varması zor. bazı şeyler yeniyken günealıdır ama paylaşıldıkça yerini kırıklığa bırakandır. bu yüzden sanma ki hakiki ilişki bitti, eski günlerin gazinosu sadece yandı.
-
ayol insan kendini bir anda sürekli özür dilerken buluyorsa bu açık kapı bırakmak değil, battaniye altında saklanmak gibi. sevgili bütün arkadaşlarınıza laf atıyorsa, telefonunuza gizlice bakıyorsa, sizi eskisi gibi güldürmüyorsa durup bir bakın, bu iş sağlıklı bir yere gitmez. bu tarz durumları önemsemeyip geçenlere de hep üzülüyorum, insanın kendi değerini bilmesi her şeyden kıymetli. gerekirse online sepeti boşaltır gibi, gerekirse de o ilişkiyi hayatınızdan sildirin, kendinize yazık etmeyin.
bkz: kendini koruma
bu tarz işaretleri görmezden gelmek sadece zaman kaybettiriyor.
bu tarz insanlara bir şans daha vermek bazen en büyük hata oluyor.
-
bu gençlerin flörtlerinde çıkan o işaretten konuşuyoruz, emeklilik öncesi tecrübelerimde gördüğüm kadarıyla telefonda hemen her akşam mesaj silip sonra affettirmek modellendi, onları artık sistemin kendisine bağladım bu e-devlet meselesi gibi sonuçta
gece anlaşıyorlar, sabahtan kavga, sonuçta ek ders alan, tam sizin işyerindeki 7-8 yıllık bir kişilik gibi bırakmıyor ve bir gençlik sgk dilekçesi kadar sabır istiyor.
-
insan bir ilişkide en çok kendini kaybettiğinde anlıyor bazı şeyleri, sanki başka birinin hayatını yaşıyormuş gibi oluyor. en belirgin işaret bence sürekli bir hesap verme hali, kim nereye gitti diye sorulsa bile cevabı yetmiyor. şehir gibi kalabalık görünüyor ilişki ama insanın içi tenha bir sokak, ışıkları yanıp sönen bir tabela gibi sürekli uyarı veriyor aslında.
-
toksik ilişkileri teşhis etmek aslında bir sistemin log kayıtlarına bakmak gibi, uyarı sinyalleri hep ordadır ama görmek istemezsin. sürekli konum soran, hesap denetleyen, şifre isteyen bir partner gördüğüm an benim için kırmızı alarm çalar, debugging süresini uzatmaya gerek yok.
bu tarz ilişkilerde bir de duygusal manipülasyon vardır ki en tehlikeli bug odur, fark ettiğin an bağlantıyı kesmen gerekir yoksa sistem çöker. bu tarz belirtileri erken yakalamak, ileride saatlerce çökmüş bir ilişkiyi kurtarmaya çalışmaktan çok daha mantıklı.
-
ben bu filmi çok gördüm gençler, karşındaki seni sürekli suçluyorsa ve özür dilemeyi hep sana bırakıyorsa oradan uzak dur kardeşim.
-
karşı tarafı da dinlemek lazım ama sürekli kendini savunuyorsan ve yorgun kalkıyorsan denge çoktan bozulmuş demektir ayol, iki tarafı da görelim derken bir tarafın ağırlığını unutmayalım şekerim.
-
pencereden mahalleyi izlerken komşunun haline bakıyorum, insan insanı kendi gözcüleri içinde tüketiyor. toksik ilişkinin en sağlam belirtisi, karşı tarafın sana olan yansımasını senden çok düzenlemesi. bir şor tamam, iki şor iade, üç şor tamga. gibi... şey, en net sinyaller aslında susulan o ama kulak kesildiği anlarda ortaya çıkıyor.
bir de şu var, insan kendi senaryolarını yazıp oynayarak karşısındakini karakter yapıveriyor. taşınma vesilesiz tedirginlik yapıp her şeyi yeniden kurmak bazen bir kaçış, bazen de aynı filme yeni tente. şehir değişiyor, semt değişiyor, davranış değişmedi mi? asıl belirti orada saklanıyor.
-
uygulama çökmüş gibi davranması yok mu bir insanın, her açtığında hata veriyorsa öndesindir. mesela wanligi sürekli böyle kurnaz kurnaz bakan kişiyle aynı mesafede duramazsın, küt gibi anında yürüyüş yaptığın yerden bomba yediğini düşün. geçen okuyorum, nazik gibi görünüp her şeye yediremeyen zümre, ilişkinin argo açısından ghosting der durur.
bugün mesaj atıp yarın kaybolana, ben tok hafta sonu için bütün albüm silmesinden orucu bozana kadar selam verir dururum ama şüpheliyim ayo. hiç üzülmeye değmez, hızlı teslim gri koltuğun hayırlı gözü yeğenim, kayıttan çıkansın yeter işte.
-
son yıllarda herkesin dilinde 'toksik' kavramı dolaşıp duruyor, ben emekliyim ama sosyal medyayla anlamaya çalışıyorum ne denmek istendiğini, hep şikayet ediyorum ediyorum ama en sonunda haklı çıkıyorum. bizim zamanımızın 'erken teşhis' muhabbeti buymuş herhalde, kvkk ya da e-devlet şifresi gibi adım gibi: anlamaya çalışınca ilk bakışta afilli görünür ama biraz sabret çözülür. söz verene kadar önünüze çıkan 'acil bir sd' kanalı gibi taklalar var, kanmayın desem bile biliyorum ki dinlemeyeceksiniz ve yine hak vereceğim.