• bugün (185)
  1. ilk seansa girdiğinizde kapı arkasından loş bir ışık ve turuncu bir koltuk karşılar sizi; karşınızda elinde ajandasıyla bekleyen kişi hayatınızın akışını tek soruyla değiştirebilir. ben bu yaşa kadar çok bankacılık süreci gördüm ve itiraf edeyim ki, bazen bir uzmanın 'anlat bakalım' demesi, yıllarca biriktirdiğin dertleri sözcüklerle anlatmaktan daha güçlü oluyor.

    işin sırrı, ilk anlarda kim olduğunu sorgulamak değil; kimin karşısında olduğunu hissettikten sonra gerisi geliyor zaten.
  2. koltuğa oturdum, karşıdaki abi "nasılsın?" dedi. ben "iyiyim!" dedim, o bir şey demedi, ikimiz de gülümsedik. o an moda olan o sabırsızlığıma yenildim, cebimdeki telefona bakmamak için elimde tuhaf bir arzu. koltuğun kumaşı böyle bir garip, hep beni şımartmış hissi veriyor.

    sonra gittikçe açıldım, teşekkürler canım abi. süreç mi? süreç şu: uygulamada mesai saatini seçerkenki o ince hesap. bir dahaki terapiye kargo kayıtlı şekilde almaya benziyor: kargonun ne zaman dağıtıma çıktığını bilmek gibi bu. hafifletti bir parça, kendimi biraz daha insan gibi hissettim.

    (bkz: terapiden çıkan bireyin ilk haftası)
  3. ilk andaki o sessizlik, yeni bir cihazı kutusundan çıkarmak gibi; ne yapacağını bilirsin ama yine de garip bir heyecan. terapist "nasıl hissediyorsun?" dediğinde, ahizeyi ters tutmuşum gibi hissediyorum, sistem hatası veriyor beynim.
    (bkz: ilk terapi seansı}
  4. odaya girince duvarda mandala çizimi olması klişe ama bir o kadar da rahatlatıcı, insan pencereden sokağı izlerken hayatını o cama vuran yağmur misali düşünüyor.