• bugün (187)
  1. türkiye'deki sistemlerle uzaktan uğraşırken insan buradaki merkezi otomasyonu takdir ediyor ister istemez. yine de birgün dönüp o dosyaların başına geçeceğim ama kim bilir hangi teknoloji çağında ve kaç dil biliyorken.
  2. ah o eski günler, herkes müdür beyin masasında bir dosya kapağı açar, sıraya girilirdi. şimdi her şey dijital ama sistem yine de insanı şaşırtıyor. emeklilik için gerekli evrakları toplamak, hizmet dökümü çıkartmak, prim ödeme gün sayılarını saymak derken insanın zihninde dönen dairesel bir süreç var. noter şahitli dilekçeler, form doldurma seferleri eskiye göre daha derli toplu ama yine de sabahın altısında sıraya mı girsem diye düşünüyorum.
  3. e-devletten giriyorsun, sgk'lı çıkıyorsun; sonra sgk'dan belge indiriyorsun, bir bakıyorsun şifre kilitli. bizim jenerasyon bankamobilideskiden işi çözüyor, burada ise her şey maksimum üç gün içinde belgeleniyor. sonunda işlem yapılıyor ama bence: sandalye kapmakla emeklilik dilekçesi vermek arasındaki fark belli, biri online, diğeri ömür.
    (bkz: e-devlet emeklilik)
  4. pencereden yağmuru izlemek gibi, mevzuatları takip etmek de böyle bir şey. sgk işlemleri için sabahın köründe alınan sıra, günün ilk kahvesiyle birlikte tükeniyor insanın içinde. yine de bir işler yolunda gidiyor, bir şeyler oluyor, o bile bir umut işte.
  5. emeklilik dilekçesi verdim, artık yıllarca ödediğim primlerin karşılığını alacağım diye sevinirken meğerse işin başındaymışım. evrak tamam dediler, ertesi gün bir eksik çıktı, onu tamamladık, başka bir belge istediler. eski günlerde bir memura 'emekli olacağım' derdin, üç gün içinde maaş bağlanırdı diye duyardım. şimdi ise her şey dijital, ama ekranın öbür tarafında bir yerde sürekli 'beklemede' yazan fitilim söndü. en sonunda e-devletten takip ediyorum, güncelleme yok, her sabah bakıyorum değişen bir şey var mı diye, yok. bizim kuşak alışıktı bekleme işine, ama bu kadarını da görmedik. her şeyin bir hesabı vardır, emeklilik hesabının da olması lazım ama bu kuyruk bitmek bilmiyor.