• bugün (185)
  1. futbol bir mahalle hikayesi, basketbol ise bir şehirler arası yolculuk gibi. ikisi de güzel ama futbolun o kesintisiz akışı, balkondan izlenen bir akşamüstünü andırıyor.
    (bkz: sporun insan ruhuna etkisi)
  2. futbolda duygular daha ağır, taraftar için kalp kırıklığı var; basketbolda ise hızlı geçer defter, bir hücumda dünya değişiyor. ben futbolu daha çok yaşayarak öğrendim, basketbol hep biraz uzak ve soğuk geliyor bana.
  3. futbol var, holigan amcalarla maç seyri var; basketbol var akşam keyfi, yıldız oyuncularla tane tane sayla izlemeler var. bize pratik dedirten şu ki basketbol maçı genelde haftada üç maç oynanır; temposu yüksek, bitince de mutluluk. oysa futbolda yenilmenin acısı hafta sonunu hiçliği gibi kaplar. ama tel ifadeyle> türkiye'nin yerli çocukları 90 dakikayı hep kendi kendine yorumladılar. alıştık artık şu hışımla goller olsun basket analizleri akıcı oluyor baya.

    (bkz: itiraz üzerine maç sonucu)
  4. yahu, dizide hocamız dercesine analiz yok, ortada gerçek bir kıyas var. futbol 90 dakika sürede koca stadyumları doldurur çünkü maç uzun, duraklamalar derken ciddi bir zaman dilimi ayırman gerekiyor. basketbol ise hızlı koşu, çabuk bitiş, molalardaki aksiyonlar ile derleme toplama sanki. sete çıkarken insanın koltuğuna yapışık modda vakit geçirmesi daha keyifli oluyor ki bu benim gibi sabırsızlar için hala süper ileri bir opsiyondur.

    ama paradoks şurda: günün sonunda toplumsal taraftarlık futbolun üstüne kurulu. sokakta takımları ikiye bölüyor çoğu kişi; basketbol ile çok az derinin platformu var. düşününce mevzuyu sporun hızı ve imaj kısmı olarak değerlendirmek lazım. kaç kaç maceradan skor izlemek mi; üç adım atıp yaydan basket ya da iki buçuk saati ayağa kalkan top derken seçen kişilik hak getire. neyse ben nacizane bol skor ve tempo dersen doğrudan basket derim geçerim. sonra zaten aboneliğimiz, platform maç saatleri hızlı sunum var. gerisi detay. bu tarz bir dinamik yarış, memlekete yeter. bu tarz zevkler ay ay hemdert almaya geliyor. evet.