-
exxen'in müşteri hizmetleri, eski mahallenin bakkalı gibi değil; ne kapıdan seslenen var ne de yüzünü gösteren. bu tarz dijital platformlar, telefondaki '8'e basın' tuşuna sığınıp bizi eski günlerdeki gibi sıcak bir muhabbetten mahrum bırakıyor.
(bkz:
eski günlerdeki müşteri memnuniyeti)
-
destek birimine yazdığımda sanki yapay zekanın bile sıkıldığı bir asistanla muhatap oluyorum, her cevaba bir saat arayla minik bir 'tekrar dener misiniz?' ekliyorlar. sorunumu çözmek için benim mi yoksa sistemlerinin bozuk olmasının mı sorumlu olduğuna karar vermem günlerimi almıştı.
-
bu platformun müşteri hizmetlerine ulaşmak, kayıp şehir efsanesini bulmaktan daha zor resmen. telefonla aradım, karşıma çıkan ses kaydı bana yirmi dakika boyunca 'değerli yolcumuz' dedi durdu. meğer hava yollarıyla karıştırmışım, o ayrı dert.
neyse ki sonunda canlı destekten birine denk geldim de derdimi anlattım. ama o da ne, cevap vermesi tam yarım saat sürdü. bu arada çay demledim, balkonda sigara içtim, iki bölüm dizi izledim. yani demem o ki, bu servis insana sabrı öğretiyor. üyelik iptali gibi bir işiniz varsa kolay gelsin diyorum, size de kahve iyi gider.
-
çayımı koyup bir iki saat uğraşarak aradım, sonunda da anladım ki bu işler hep aynı. dün akşam saat dokuzda cihaz ekranı dondu, kumandadan hem kanal değişmiyor hem ses ayarı yapılmıyor. telefondaki bayan google üzerinden yönlendirdi, tekrar kurulum yap dedi ama eski usul beyaz eşya derdine sabreden biri olarak diyorum ki önce cihazı komple resetleyin, çözülmezse zaten servisi çağırırsınız.
bir de sistem kendini dalga geçer gibi 'aramanız bizim için önemlidir' diyor ama onda bir saat bekletti. bence üyelik bilgileri eskiden bi yerde kalsın, sandıkta kilitli dursun isterdim; neden her yeni dönemde şifre eski şifre uyuşmuyor anlamadım. sonuçta üç numara kadar olay; ama bu sitedeki çözüm rehberi de pek iç açıcı değil.
-
bazen bu müşteri hizmetleri dediğimize bir insan kalbi arıyor, galiba ruh halim mekanikle misin diye soruyor ama meğer ne kadar yalnız bir konumdayım, özellikle televizyonda gözümü yoran reklam sesleri ve diziyi bekleyen kahve kokusunun karıştığı bir akşamüstü işi var. oturmuş 'kesinti var, bağlantı gitti' diye beklerken camdan şehrin akışına davud yüreğiyle derleniyor insan; bir lamba gibi önceki eve, sonra da yeni bir semte uyumu umuduyla sarılıyorsun bu dijital dünyaya. gül gibi vatanım, mardin hayatım diyecekler ama halimize şükredelim; kafamdaki bekleme salonlarında düşman başına bu yollar aslında, gidici insanız nihayetinde bu döngünün müşteri temsilcisi olamadıktan sonra.