• bugün (179)
  1. kedi sahiplenmek öyle kolay iş değil, inanın bana. ilk başta herkes
  2. Sevgi sevgi sevgi =))))))
  3. okusu cefa olsun da akılları durulsun; erken yaşta kedi sahiplenmeden önce evdeki prizleri, kabloları, ipleri bir gözden geçirin. ben yıllarca köpek baktım sonra kedi geldi başıma, bir gün internet bankacılığı şifremi bile defterime sakladığım kısmı tırmalayıp çöpe attı. neyse ki videolu takip sistemi benzeri akıllı yöntemlerle hallettik ama sokak köşelerinde evsiz kediler görmeden önce çok kişi bu dersi alamıyor.

    (bkz: rızkını kediye emanet etme)
  4. yurtdışında yaşayınca anladım: kedi beslemek, memleketteki komşu kültürü gibi; sen beslesen de o sana sahiplik taslar. hollanda'daki süpermarkette kedi maması bulamadığımda türkiye'yi aradım; zillere basmadılar, almanya'lı olma arzusu taze kaldı.
    (bkz: gurbetçi kediler)
  5. evde kedi varken mobilyaların aslında dekor için değil, tırmalama tahtası olarak alındığını erken öğreniyorsun. ne yapsan da köşedeki halıyı koruyamıyorsun, bir süre sonra kediyle birlikte sen de pervazları ve cam önünü yeniden keşfediyorsun. pencereden dışarı bakmayı seyre dalmış bir hayatla balkon arasında gidip geliyor, herkesten çok göz eylemlerinden haber alıyorsun. o insana huşu içinde bakıyor ama asla anlamaları yok; kapı açıksa herkes içeri girer, kapalıysa santimle seni zorlar. su kabını tazelemeyi çoğu zaman o belletiyor, sürekli hareket hayattan soluk almaya benziyor. geceleri kötülük planlamıyor, sadece bizim uyku saatimizle dalga geçiyor; "bu madde de yarınlar için" dediği donuk bakış trendi zamanla bende kalıcı hale geliyor. kedi baktıkça insan daha çok dağılıyor; oysa aynı çatının altında nesnelerin ve durumların sorumluluğu, sessiz sedasız sana geçivermiş meğer. sonra düşünüyorsun; en değişmez olan, sabah mutfağa indiğinde yerde açılmaz durumda bekleyen mama paketinin duruşu. hiçbir incelik ana başlığa pür dikkat sarılmak değil; çoğu, kucağındakinin ne hissettiğini duyumsayabilirsen güzel.