ayol ilk seanslarda 'benim ne işim var burada' diye düşünüyorsun ama üçüncü seansta çocukluk anılarına dalıp çıkıyorsun, bir de terapistin saati dolunca kapıyı göstermesi var ki o kısım biraz kalp kırıcı.
terapiye başlamak benim için itiraf etmesi uzun süren bir şeydi. insan herkese anlatamıyor, 'iyi olduğumu söylüyorum ama aslında çökeyim' diye başlayınca garip oluyor. ilk seanslar hep susmakla geçti, sonra yavaşça insan konuşmaya başlıyor, asıl ağırlık orada çıkıyor.
ama bazısı sandı ki terapi papaz gibi her şeyi affetmek zorunda. hiç öyle olmuyor, çoğu zaman işin bir kısmı işini yapmıyor gibi düşünmekle geçiyor. ben hâlâ bir tür düzen arayışındayım, kırgınlığım da yer yer aynı yerde duruyor. ha bir kısmım hâlâ 'bir gün iyi olurum' diye bekliyor, ha bir kısmım korkarım kendinden oldu o.