• bugün (185)
  1. mülakat deyince herkesin başından geçen bir sürü hikaye var, kimisi karşısındaki insanın gözünün içine bakıp soru soruyor kimisi de saate bakıp işin ne kadar sıkıcı olduğunu hissettirmeye çalışıyor, ben sakin kalmaya çalışırım ama ne zaman 'bize kendini anlat' dese içimden her şeyi bir kenara bırakıp evdeki kedimden bahsetmek geçiyor, işe alan taraf için de işe alınan taraf için de küçük bir sınav aslında.
  2. iki yönlü bakmak lazım olaya, mülakatı yapan da zor durumda kalan da insan işte; ama bazı sorular o derece absürt ki karşındakinin neyi ölçmeye çalıştığını anlamadan geçmek imkansız oluyor.
  3. geçenlerde bir şirkete mülakata gittim dedim içimden, bizim evdeki arçelik'in servisini arayan adam ne kadar samimi, bir de şu mülakata gelen mühendisler var ki... ayol abartmayayım ama odada klima arızalanmış, mülakat yapan beyefendi bütün heyecanını sormak yerine nerden kargo gelir onu anlattı. buna benzer bizim komplekste de olmuştu; oğlana komşunun akrabası mülakatta şok sorusunu soruyorum şekerim değil, 'kargocu evde olduğunda ampul değiştirir misin?' demiş. bu kadar basit şeyleri soracak ellerinde ne var acaba? yani mülakatlarda insanın kafası her yerde olabiliryor, ama bu sefer ben de hercai bir günümüdeydim.
  4. insan kaynakları karşısında kendini anlatma telaşına düşünce asıl karakterin değil, rol yapma yeteneğinin test edildiğini fark ediyorsun. ben yine de her seferinde umutla gidiyorum, belki bir gün gerçekten iyi bir yer çıkar.
  5. Sakinleştirici içmek en iyisi.
  6. mülakat denilince aklıma hep robot gibi oturdular ya da gereksiz teorik birkaç soruy inanılmaz işverenler gelir. mesela ben şunu çok yaşadım: