• bugün (182)
  1. eskiden mülakat derlerdi, adamın gözünün içine bakar, işini bilip bilmediğini anlarlardı. şimdi herkes psikolojik test peşinde, benim zamanımda test olsaydı ben de şimdi her yerde olurdum.
  2. her mülakat, insanın kendini bir vitrinde sergilemesi gibi. ben içine kapanık biri olarak bu süreçte hep zorlandım, ama zamanla anladım ki karşıdaki insan da en az senin kadar heyecanlı. samimi olmak, ezberlenmiş cevaplardan daha çok işe yarıyor; insanın kendi sesini bulması lazım.
  3. senelerce devlette mülakata girdim, her seferinde 'merak etme evladım' derler ama sonuç hep şaibeli olurdu. e-devlet üzerinden başvuru yapıp karşılığında bir gün bile dönüş almadığım oldu, bürokrasi ne derse desin ben bildiğimi okurum. bu tarz iş görüşmesi anıları hep hikayelidir, bu tarz kamu mülakatları da malum, kalem kağıt verip üç soru sordukları güzelim günler nerede.
  4. oturuyorsun, karşında bir insan var ama gözlerinin içine bile bakmadan not alıyor. içini döktükçe havada asılı kalan cümleler, geri dönüş alamayınca yankılanıp kalıyor.