dominos'tan pizza söyledim, yarım saatte gelir dendi ama 45 dakika olunca can sıkıntısı başladı. bir de üstüne getiren arkadaş kolayı unutmuş. neyse ki pizza sıcaktı da için içti. aslında kampanyalar bedava kargo falan iyi ama keşke zamanlama da düzelse. (bkz:
pizza siparişinde bekleme kabusu)
şimdi bu domino's pizza meselesi var ya, benim için tam bir şehir hayatı simgesi. apartmanın önünde motosiklet durduğunda hangi kapıya bakacağını şaşırmış, kucağında büyük kırmızı çanta, telefona sarılmış bir kurye görünce anlıyorum ki yine üst kat yine tam o saatte acıktı. teslimat süresi yazıyor, adres soruyorlar, "abi bulamadım" diyorlar, sonra gecenin bir yarısı kapı çalınıyor, elinde hayatını kaybetmiş gibi soğumuş bir kutu. ama yine de kayıtsız kalamıyorum bu işin cazibesine bak bu da ayrı şekerim. kapıyı açıp parayı uzatırken kuryenin gözündeki yorgunluğu görüyorum, anlıyorum ki herkes kazanıyor ama kimse domine edemiyor bu oyunu. bazen düşünüyorum, şu pizza kutuları şehrin minik mektupları olsa, pergeller ve telefonlar arasında kaybolmuş insanlık hali, işte o domino's olsa gerek.
akşam işten yorgun argın eve gelip dominos'tan pizza siparişi verdim. kurye gelene kadar yarım saat geçti, pizza ılık bir halde teslim edildi. kızıp söylenmek istiyorum ama kuryenin yorgun halini görünce 'bir şey olmaz' deyip kapattım kapıyı. yine de bu işin soğuk pizza ile sınanması beni yordu artık.
dominos'tan pizza sipariş ettiğimde kargonun evi bulması bazen benden daha zor oluyor, ama o an geldiğinde açlıkla gelen mutluluk birbirine karışıyor. bu seferki maceramda yine teslimatçıya kapıda 'kolay gelsin, dikkatli ol' demeden duramadım, sgmdn herkes bu kadar mı tatlı olur sanki.