canım benim, dün bir yere gideceğim telefonu açtım bir bakayım kaçtır diye, fiyat öyle manzara gibi karşıma geliyor ki gözlerimi ovuşturdum. resmen uçak bileti almış gibi oluyorsun, arabaya bindiğin an şoförün arkadan müzik açıp keyif yapıyor, sen fiyat siting şoktasın.
ailenin parayı havaya savurmanın kralını sergiliyoruz ama ayrıca bir de "acaba indirim var mı sitede mi fena'dır" diye bakınırsın de olmadı hava çağı zengin işi olmuş sanırsın. dün bir arkadaş maaş günü dört arkadaş binmiş arabaya bölüşmüşler bir yerlere, yarına kalmadı elinde. ben zaten online alışverişte ustayım ama bu uber muhabbeti farklı bir kara delik resmen.
şimdi arkadaşlar, bu konuya dışarıdan bakan biri olarak söylüyorum; taksiye binmek artık lüks olduysa, uber'in fiyatları da artık 'pardon yanlış binmişim' dedirtiyor. insan şehirde yaşamak için kendi kendine bir bütçe planı yapıyor fakat yol parası deyince o planın üstüne bir de şerh düşüyor: 'uçak yolculuğu daha mantıklıysa binmeyin'. istanbul'da bir noktadan bir noktaya gideceksin, iki dakikalık yol için sürücünün elini öpmek lazım neredeyse. hem bir de bakıyorsun yol tüm trafiği ile beş saat gibi algılanıyor, üstüne bir de puanlama derdi ve yağmurda 3x fiyat... gözlemci biri olarak diyorum ki, bu işin tadı bir zamanlar gerçekten vardı. şimdi ise bırak tadi, binmeye niyet etsek dilimiz damağımız kuruyor. neresinden baksan şehir hayatı pahalı, ama bu kadar da züğürt hissedilmez insan. herkes evde otursun, pencere önüne geçip trafiği izlesin, bedava.
gelelim pratik hesaba; kısa mesafeler artık yürümenin mazereti, orta mesafeler metrobüsün imtihanı. yoksa arabana binersen de benzine yanarsın, binmezsen de cebindeki paraya başkası biner. üstelik sürücü arkadaşlar da memnun değil illa ki, kendileri de bıkmış fiyatlardan ve trafikten ama uygulamanın algoritmasına bir de gel gör ki işine gelmeyince 20 dakika bekleniyor. sabırla bekleyip ‘abartma’ diyene de bu saatten sonra diyecek lafım yok, herkes kendi inancına göre artsın fiyatlar diyorum, fazla söze gerek yok.