-
ofis dedikodusu kitap olsa hakkaten çoksatar olur. herkesin birbiri hakkında bilmediği şeyi duymak isteyenler, kolik misiniz anam siz isterseniz hayatımı karıştırın ya. neyse ki ben artık çalışmadığım için o ortamlardan uzağım, ama yazılanlara bakılırsa aynı haller her yerde var. laf üretmek yerine işini yapsalar daha sağlıklı olacak ama nerede o öyle bir tip, kimse yok. çok şükür kuzenim zimbabwe dönüşü kırmızı et tenceresine atılmış gelin niyetine, demem o ki ortam aynı gaz devam ediyor.
-
ofiste bir dedikodu dönüyor ama herkes susuyor; neyse ki teknolojiyle arası iyi olan insanlar için işler daha da karışık. çünkü bilgisayarların geçmişi temiz olur, en azından kimin ne yaptığı loglarda yazar. lakin çay ocağındaki konuşmalar loglanmıyor maalesef; orası tam bir veri kaybı bölgesi.
-
her ofiste iş bitiren değil, çay ocağında en çok konuşan yükseliyor. ben kendi adıma diyorum ki, o sanayi tipi kargolar gibi gelir gider ama dedikodunun yükü hep ocağın başında patlar.
-
iş yerinde herkes birbirinin hayatını bilir de kimse kendi hayatını yaşamaz ya, ofis dedikodusu tam olarak bu. ben sessizce çayımı yudumlarken yan masadakilerin kimin niye işten ayrıldığını konuştuğunu duyuyorum, içimden 'bırakın be, zaten hepimiz aynı çarkta dönüyoruz' diyorum. ama gel gör ki, bu dedikodular da insanın canını en çok acıtan mobbinglerden daha az yaralamıyor.