gene bir mağazaya girmişim, gene elli tane pantolonun arasında kalmışım, üstelik hepsi mavi ve hiçbiri diğerine benzemiyor. etikete bakıyorsun, yüzde doksan beş pamuk beş elastan yazıyor, kime ne diyorsun. oysa kalite dediğin şey etiketle değil, o pantolonun ilk yıkamada tüylenip tüylenmemesiyle belli oluyor, oturup kalkmadan da anlaşılıyor.
ben size tecrübemle söyleyeyim: dikiş çizgisi düzgüngen değildir, iç dikişler sararmaya başladıysa, cep astarı üçüncü ayda sökülmüşse o pantolon size zatürree gibi geçiyor. e tabii bir de fiyat düşüşünden beri çoğumuz eski kaliteyi arıyoruz, sonra çıkıp diyoruz ki bizim zamanımızda mavi jeans gerçek maviydi. çok da şey etmemek lazım ama bir pantolona verdiği para ciksen türk lirası olan insan sormayacak mı tanrı aşkına.
mağazaya her girdiğimde açıkçası biraz moral bozarak çıkıyorum. askıda duranı güzel görünüyor, deniyorsun olmuyor, oluyor diyorsun biraz zaman geçince sanki çekiyor. insanın kumaşına dokunup güvenmesi var ya, işte o his bende hiç oluşmuyor artık.
aslında her şey dikişte bitiyor diye düşünüyorum. kabaca tersinin içine bakınca kendini belli eder, eğer iç dikişler iyi yapılmışsa biraz idare eder, üstüne yüklenmiş ütü falan da bazen o izi kapatıyor. sorun benim kafa karışıklığım mı bilmem ama eskiden doldurabildiğim beden bi aktuel sonrası bambaşka geliyor, anlayamıyorum.