geçen hafta akşam saatinde bir gettaksi çağırdım, ilk saniyeden itibaren karşımdaki insanın gününü okumaya başladım adeta. sabahın köründen beri direksiyonda olduğu her halinden belli, gözleri yorgun ama yine de kapıyı açıp 'buyrun teyze' dediğinde içim bir tuhaf oldu.iki tarafı da görelim diyorum hep; taksi şoförü de yolcu da bir şeyden şikayetçi. eleştiren de haklı aslında bir yanıyla, fiyatlar almış başını gitmiş, km sayacı yerine kalp atışı sayacak neredeyse. öbür yandan şoförün de derdi bambaşka; trafik, yakıt, bir de ukala yolcular. ortada kalan biziz işte, ne onun arabasında tam rahatız ne yürümek istediğimiz yolda.
bana kalırsa en güzeli taksiyi gündüz çağırmak, hem manzara daha berrak hem muhabbet daha tatlı oluyor. gece çekilen her kilometre insanı biraz daha yoruyor, şoförünü de yolcusunu da. yani kısacası herkes biraz anlayış bekliyor ama nedense kimse karşıya anlayış vermiyor. sanki
bu tarz her yolculuğun ortak derdi bu.