• bugün (207)
  1. bak oğlum, zam falan diyorlar ama ben bu mereti çok gördüm. seyyanen zam dediğin, ocakta bir kere verirler, sonra bir daha bakmazlar. biz bankacılığa başladığımızda kuyruklara girerdik, şimdi cep telefonundan bakıyorsun hesabına. temkinli olmak lazım, devlet sana tebessüm eder ama cebine dokunma.
  2. penceremden seyrediyorum mahalleyi, zam haberi bayat ekmek sarısı gibi dağılırken herkes tebessümle cebini hesaplıyor. emekli amca sokağın başında iki okka domatese bakarken aklındaki tek film ocak tan sonrası. işte oyun burada başlıyor bildik ezgiyle: yemek zamlı, fatura da öyle. politika dediğin meydan muharebesi değil hanidir tezgâh harbi bunlar.
    (bkz: zam ve emekli hesapları)