• bugün (189)
  1. roman vatandaşlar için strateji belgesi denince aklıma hep kargo takip sayfası geldi: güya planlı ama sonuç hep sürpriz. nedir bu, insanlara kendi mahallelerinde bile 'yolda' yazıp teslimat tarihi vermek. bizim orada romani iftar sofrası kursan, en azından saat belli olur; bu strateji belgelerinin saatine güvenilmiyor. adamın teki Gelibolu'dan kalkıp izmir'e konser vermeye geliyor, devlet ona 'hoş geldin' belgesi değil, hedef ve performans göstergesi hazırlıyor. hadi canım, 10 sayfalık belgede 'sosyal uyum' yazar ama kantinde roman ablanın kızıyla aynı sırada oturmak başlı başına strateji. kabul edelim ki kağıt üstünde her şey güzel yazılıyor ama icraat bambaşka; tercümanlık, koordinatörlük, sahada yürüme filan her şey lafta kalıyor. bence en güzel strateji belgesi, gerçek ihtiyaç sahibinin eline bir hibe çeki verip 'hadi kızım bakalım' demektir. yine de belediye olsun, bakanlık olsun, tüm bu kağıtları basacak tonlarca mürekkep var ya, bari ormanları kurtarsalarmış. biz de ahbaplıkta 'belgeniz muhteşem, artık rüyalarımıza girer' deyip geçiyoruz.

    (bkz: belge bolluğu icraat kıtlığı)
  2. pencereden çay içerken sokağı izliyorum da bu mahalle hayatı tıpkı kartografi gibi, plandan plana fark edip duruyor; bazısı herkese yol verirken bazısı çukur kazdığından mı nedir, istikametini kökten değiştiriyor. hep derim, şehirler gerçekten satranç gibi oynayan insanı istiyor; kimisi etrafta perde, kimisi aralıktan bakan bir komşu rolüne bürünüyor. ne var ki ardına bakmadan taşınanlar fazlalaşınca, sokak çocukları bile yaşlı taksicilere hadlerini bildiren koca bir pano gibi algılanmaya başlıyor, asıl düşünülmemiş plandan da öte bir dert bu galiba.