-
korku izlemek biraz da tercih meselesi baba, kimini atlayan hoplatıyor kimini ise sadece uyutuyor. efekt ve kanla beslenen 'sesli ani şoklar' kolay yoldur, ilk defa izleyecekler için affedilebilir ama bayatlıyor hızlı. asıl keyif, atmosfere ve zanlı tabloya bel bağlayanlarda; ses kaydında, kapı gıcırtısında, kadrajın köşesinde saklanan bir tekinsizlik var.
izlerken ışığı kapatıp kulaklık takmayı öneririm, çünkü yarısı ses. ve unutmayın türde iyi olan yapımlar daha çok psikolojik alet çantasına bakar, tekniği iyi kurarsa etkisi kalıcı olur. iki-üç filme dayanırsanız ritmi tutturursunuz, öbür türlü ürk kuramamakla feveran ediyorsunuz.
-
korku filmi kriterleri konusuna teknik olarak bi bakalım isterseniz. benim için bir korku filminin işe yaraması için önce ses tasarımının başarılı olması gerekir, zira zıplama anlarını yaratan şey çoğunlukla görsel değil o ani ses patlamasıdır. ikinci kriter olarak atmosfer kurulumu gelir, ışık, kadraj ve bekleme sürelerini doğru kullanmayan yönetmenin filmi ne kadar çığlık atsa da bende etki bırakmaz. karakterlerin neden kaçmadıkları veya mantık ipleri ellerinden niye şeytmedikleri gibi klasik soruları geçiyorum ama gerçekten iyi kurulan bir senaryo karakterin sınırı olduğunda daha etkileyici olur.
filmin prodüksiyon kısmına gelirsek bütçeyi efekt yerine kadraj, ses miks ve kurguya ayıran yapımlar neredeyse her zaman korkutur, çünkü korku sizin kafanızda olup biten bir şeydir ekran fazla göstermez, kafanız fazla görür. 2018 sonrası çıkan birçok film bunu deniyor ama çok azı doğru yapıyor. sonuç olarak değerlendirme kriterlerim kabaca: ses miks kalitesi, bekleme ve kesme süreleri, oyuncunun gerçeklik hissi, prodüksü için değil seyirci için tasarruf edilmiş bütçe. gerisi süs.
-
eskiden korku filmi dediğin yeşilçam'ın gerilimli sahneleri gibiydi, şimdiki filmler sadece bağırıp zıplatıyor, ben gördüm geçirdim o eski tadı arıyorum hala.