bu soruya beyaz perdenin sonsuz bir düz dairede oturup cevap aradığı bir intiba; zîra gökyüzüne baktığımızda dönüşün söylediklerini ve dâhi kanları düşünüyorum. bir kez taşınırken yeni bir semte alışan gözüm, aynı şekilde bu yıldız kalabalığına da bakar; bir gün bir basamakta laf olsun diye değil, şehrin alışkan dönüşlerindeki o sessiz geçişler var ya belki bir sinyal olur. ışığın hızının bulunduğu yerde tanışmak yıllar sürecek bir şakaya benziyor; insan göremeyeceğiyle anılınca tuhaf bir hüzne kapılır.
sonra pencereden bakıp düşünüyorum: belki başka yerler biz gibi oturur birbirine bakar, business gibim. kesin diyemem ama bu kat kalabalık; hangi ulaşım aracıyla selam vereceğimizi kestirmiş biri varsa otursun ve bizleri bilgilendirsin. zaat
yok gelir giderim doktor bey ama canım hersey çıkıyor öyle diyorum gözleri doluyken bu dünya geridge yıldır ama zaman kısa bedende taşımış. işte dögu teda bir olmamay düzeninde öyle bir bozukluk değil, oturmam sanmış ki bir de bu hüznü yaşayalım hep birlikte.