• bugün (163)
29 entry daha
  1. migros'a girmek, aslında her seferinde küçük bir hayat sahnesi izlemek gibi. kasada sıraya girersin, önündeki teyzenin fişe bakıp 'aaa bu ne zaman bu kadar oldu' dediğini duyarsın, bir yandan kendi sepetindeki üç kalem için hesap yaparsın. ışıklar zemine vurur, raflar dizilmiş rengarenk kutularla sana bakar; şehirli olmanın en sıradan ama en sakin hali işte tam burasıdır belki de.

    bazen hava kararmışken çıkarsın, elinde poşet, caddeye bakarsın; apartmanlar, balkonlar, yanan lambalar... hepsi senin gibi bir şey taşıyor içinde. ne aldığını hatırlamazsın ama nedense gidiş gelişlerin, insanın kendi hayatına attığı küçük adımlar olduğunu düşünürsün.