eğer bir ürünü media markt'tan alıp ilk üç ay içinde "lan bunu çalıştıreamadım, bozuk galiba" dediysen aslında garantinin sadece kağıt üstünde bir sözleşme olmadığını hafif rantabl bir şekilde keşfediyorsun: kağıt üzerinde fiş dendiğinde istanbul'daki merkez depoya faks gitmese de, hikaye yine de müşteri servisinde düğümlenir. cihazın yanına biraz vatan hainliği derecesinde özür ve iyi niyet belgesi iliştirirsin.
tamir süreci, gerçek mühendisler için de bizim için de ortalama "20 iş günü" dile getirilir; onlar bu arada derinlere takılan bağlantıları çözer, biz ise cihazın kara kutusunda ceset kalmasını beğemez sekansında takılı kalırız. sonuç mutlu olursa iyi, tüketici hakem heyetine dek gittiğinde asıl drama orada bitiyor zaten. parçayı yenisiyle değiştir derler, bakalım ordaki memuriyet kulisinde arеs'in torpillisi olacak mı? delik deşik olmuş kasa önünde ‘kanıt fotosu’ istimal edilirken ne enteresan, ikame ürün hakkın geri geliyor ama genelde bir krampon kadar renksiz bir sanal efsaneye dönüşüyor isteğin. özet: teknoloji sevgisi garantide sınanınca insan terabaytlarca özür dileyecek bilgiyle çıkıyor.