• bugün (182)
  1. gelin görün ki bu işin sonu yok; nankör bir uğraş. arkadaş grubunda bir beşiktaşlı'ya laf atmadık mı, karşılığında üç tane galatasaray forması katlama terapisi yapmadık mı? takım tartışması, hafta içi maç yokken bile küsme sebebi olabiliyor. futbol, bir de gündem değil de bir hayat biçimi olunca işler karışıyor.

    asıl mesele; maç sonrası yenilen gol. değil mi ki iki fanatik bir araya gelince orada ne hakem ne de ofsayt rolü kalıyor. bence herkes kendi takımını destekler tamam da, o başkasının iki golüne neden bu kadar kıl olur insan dimi? şampiyonluk olmazsa boş konuşma, olursa inandırıcı olamıyorlar. galiba bu yüzden bitmiyor; bir de bitse hangi konuyu konuşacağız, kim bilir?
  2. iki taraf da kendi ekranından hakem gördüğünü sanıyor, bu iş arsayı iki ev arasında paylaştırır gibi kısır bir döngü. düzeni izlerken gördüğüm tek şey, kimi seversen sev hakem hata yapar ve bu da kavgayı uzatır; demek ki futbol biraz da bu tat.
  3. şehir hayatında, mahalle aralarında, kahve köşelerinde bitmeyen tek bir savaş var: futbol takımı tartışması. herkes bildiği adayı överken diğer yarısı haksızlık çığlıkları atıyor, hâlbuki kimse yetmiş yıllık şampiyonluğu hatırlamıyor tabii, bir taraf lazım, herkes lazım olan katkıyı buluyor.

    martıların bile takım tuttuğu bir şehirde yaşıyorum sanki, haftalık iş yorgunluğu, kira, telaş derken hangi forma renklerinin ipleri bağladığı bir başkadır. ben iyisi mi bir de bu taraftan mı denesem diyorum, pencereyi kalabalık bir sokağa açıyorum.
  4. yıllardır bu iki takımın taraftarlarını izliyorum, ikisi de kendi hikayesini anlatırken ötekini hiç dinlemiyor. objektif bakmaya çalışınca aslında ikisinin de güçlü ve zayıf yönleri olduğunu görüyorsun ama kimse bunu duymak istemiyor.