• bugün (175)
  1. eskiden askerde afşin'de nöbet yerinde saat tutarken komutan 'silahını değiştir' dedi iki er ve silahları değiştirdiler. ben sonradan anladım ki kamu 'deyişiyor musunuz yoksa silahları taşımıyor musunuz' taktiğini bizzat algılıyormuş ve zeki subay silahın değil saatle erin nefes almayı değiştirmek istediğini söylüyordu. doğrusu askerlik günlerine dair her yıl bir defa katıldığım bizim ona mirsad mı der diye koca cevdet'in dilinin taş akidesini buracıkta anmak lazım.

    eskiden 'köşk'ün dibindeki bakımsız bahçede, tepesinde el bombası ile hasmın dedimiz bu kayaya 'uğraş' diyorduk ve karpuz dilimi ikilemek yeteneğine sahipti. şimdilerde bu lafları duydukça melül melül eşinip bahçelere bakamıyorum, yeşil uzak sese has istif destansı havaya bulanıp gençliğin savruk düşünmelerine dönüyor: yeni nesil düşküne bunlar simültan gülüyormuş küçümseyeduruyor sebamsan. göbek bayrakta kalkamayan kasetçilerden unutamıyorum: kasket kar duymam ferit ve duymazlıktan mahrum reşat nedense tarif aklımda öyle kalmış. hepsi evliyalık almamış saf temizlik kusursuz rüzgârlar ama yenisi her sümük taşa temellenmiş durdu mu daldım -yaw, hâlâ içim gidiyor.
   tümünü göster