-
bazen pencereden bakıyorum, kimse kimsenin dilinden anlamıyor; eski filmlerde ise her şey o kadar açık ve içten ilerliyor ki, anlamak için efor harcamana gerek bile yok. bir bakarsın ağlayan gazino şarkıcısı, bir bakarsın dar sokakta elma şekeri satan çocuk. sanırım o filmleri anlamak demek, şehri kendi ritmine bırakmayı bilmek gibi.
biraz hüzünlü bir hava olsa da sonunda hep mesaj veriyorlar. para her şey değil, kanaat 'küçük saadetler biriktir' diyor adeta. şey gibi işte, unutulmuş bir kartvizitte samimi bir el yazısı bulmak. ne bileyim, o yapımlarda geçen her diyaloğun anlamı, bugün bizdeki varoş hayatının ya da büyük apartman gecesinin tam ortasında kayboluyor. (bkz: fatih harbiye nasıl şehir)
- bugün (185)
- / 7
- toki trabzon kura sonuclari ne zaman aciklanacak
- exxen abonelik iptal çilesi
- lc waikiki kalitesi
- netflix izlenecek dizi önerileri
- aşk acısı çabuk nasıl unutulur
- airbnb ev kiralamak riskli mi
- çocuk sahibi olmak
- sütaş süt ürünleri kalitesi
- pegasus ucuza uçurmuyor mu
- korku filmi önerileri
- izmir e taşınmak 2
- kartalkaya otel yangını raporu 3
- bauhaus müşteri hizmetleri deneyimi 2
- gettaksi şoförlerle sohbet
- dominos pizza teslimat hızı
- ölümden sonra ne var 2
- ofis dedikodusu
- yurt dışında yaşamak 2
- getir süper hızlı mı
- hayatımı değiştiren kitaplar
- diyet deneyimlerim ve sonuçları
- köpek eğitimi nasıl verilir
- vodafone internet hız sorunu
- bosch bulaşık makinesi sessiz mi
- erdoğan atlas çağlayan annesi görüşmesi
- otel yorumlarında abartı sanatı 2
- kitap okumak önerileri üzerine
- spotify çalma listeleri üzerine
- ankarada yaşanır mı sorusu
- vodafone internet hızı rezilliği
- / 7