kızlar inanın bana orası bir teknik servis değil, resmen çelik gibi bir sinir testi merkezi. gıcır gıcır laptopumu sadece fanı tıkırdıyor diye ellerine teslim ettim, cihazı bana tam bir ay sonra resmen üçüncü dünya savaşından çıkmış gibi geri verdiler. kasasında açıklanamayan devasa bir çizik, klavyede tanımadığım bir insanın kurumuş kahve lekeleri... çıldırmamak elde değil gerçekten. sanki benim biricik bilgisayarımla mesai saatleri dışında toplanıp halı saha maçı yapmışlar, o derece içler acısı bir manzaraydı.
üstelik o bankoda duran arkadaşların size öyle bir küçümseyici bakışı var ki, sanırsınız silikon vadisi'ni bizzat onlar kurmuş da biz kasadaki tuşları kemiriyoruz. "kullanıcı hatası" bahanesini dudaklarına japon yapıştırıcısıyla sabitlemişler. makine durup dururken kendi kendine alev alsa, fazla yakından heyecanla baktığım için suçlu kesinlikle ben olacağım. sinirimden orada saçımı başımı yolmamak için kendimi inanılmaz zor tuttum, o mağazanın kapısından bir daha adımımı atarsam ne olayım.
cihazı servise verdikten sonra geçen sürede ben değil sorunun çözülmesi, kahrımdan yaşlanıp yüzümde mimik çizgileri oluşturdum resmen.
hani alt tarafı bir tuş takacaksınız, uzaya roket fırlatmıyorsunuz ki bu kadar nazlanıyorsunuz anlamadım gitti.