• bugün (166)
  1. havalimanına varmadan iki gün önce telefonda yapılan bu işlem, yolculuğun telaşını biraz olsun azaltıyor. pencereden baktığımızda her şey ne kadar düzenli, oysa check-in ekranındaki tek bir tuş insanı bazen ne kadar yoruyor.
  2. havalimanın o kalabalığında check in gişeleri hep pencere kenarından dışarıyı izleyen bir sahne gibi gelir bana. sıra sırayı kovalar, valizlerin cansız teker sesi koridorda yankılanır. bir an bulup dursam bu kalabalığın ritmine bakıyorum, herkes hep bir yere, aynı telaşla sürükleniyor.

    çantayı gişeye okutup yollarım, beni bir isimle çağıran ekranda bakıyorum, kanatsız kuşun yolcu listesi gibi uzayıp gidiyor. sonra elimde kayık oturup camdan pisti seyrediyorum, uzaktaki o beyaz gövde yavaşça ayrılıyor topraktan. yaşlı kelimelerle anlatasım geliyor, gitmek dediğin aslında bir sayfayı düzeltmek midir hep?