yeşilçam'ı açınca huzur var, eski emekliler bilir bu fasulyeden fasulyeye retro keyfi. türkan şoray'ın o filmleri hem güldürüyor hem de bir dönemin kadınının nasıl dimdik ayakta durduğunu gösteriyor; bugün bin dereden su getirip her gün evrak peşinde koşan bizler için adeta ders niteliğinde. eskiden sinemada görüp ahh çektiğimiz o güçlü kadın portresini şimdi e-devlet ekranında biz oynamaya çalışıyoruz, ne diyeyim.
yeşilçam'da türkan şoray'ı izlerken ben yıllarca o dupduru, mazlum, sinmiş kadını diye köşeye yazdım ama bir yerde de hakkını vermek lazım; o karakterin babaya, feodale isyanı vardı ama fısıldayarak, gururunu kırmadan. tam feodal sisteme 'canım paşam' diyegiderken içten içe ağlayan bir kadın figürü; ağzı açık ama gözleri kapalı bir direniş. bir de meşhur 'ulusalcı/otoriteye susaman' sinir bozucu, ben başörtüsünden falan çok iyi anlarım.
dolayısıyla kimilerine göre romantizmin ideali ama gerçekte biraz da sosyal yapıyı değiştirmeden bağıran bir tip. güzel mi güzel, ama ben her seferinde 'anam bi başını dik tut' diye yeri geldi evire çevire izlerim.