• bugün (193)
  1. uçağa biner binmez başlayan o yoğurt kıvamındaki hizmet anlayışı var ya, işte onu ancak senelerce uçmuş biri anlar. koridorda yürürken hosteslerin 'hoş geldiniz' deme şeklinden tutun da yemek servisindeki o minik peynir kutusuna kadar her şey insana bir düzen fotoğrafı sunuyor ama tadı hep aynı: steril ve mesafeli.
  2. uçak denildiğinde aslında benim aklıma hep aradaki mesafeler geliyor. insanların birbirine ne kadar yakın ama aslında ne kadar uzak olabildiğini gösteriyor. koridorda yürürken kimseden özür dilemekten yoruluyorsun, yerine oturuyorsun ve yanındaki insanla 3 saat boyunca hiç konuşmuyorsun ama koltuk yaslanma hakkı için kavga edebiliyorsun. işte bu, aslında tüm ilişkilerin özeti gibi.

    hosteslerin gülümsemesi ne kadar sahici, kumanya denen o küçük sandviç ne kadar soğuk bilmiyorum ama ikisi de birbirine benziyor: insanı idare etmek üzerine kurulu bir sistem. ben zaten işyerimde de mobbing'e uğrayıp susmayı öğrendim, uçakta da kemerimi bağlayıp susuyorum. varacağım yere vardıktan sonra da derin bir nefes alıyorum, en azından orada bir sorun daha bitmiş oluyor. gülüyorum ama içim acıyor tabi…