• bugün (197)
  1. evde iş güç derken bir bakıyorum akşam olmuş, ekranı açıp kapanmaz bir liste arıyorum. ben denedim söylüyorum, çoğu dizi ilk bölümde sıkıyor ama içinden bir tane tuttu mu bırakamıyorsun. bu tarz dizi izleme keyfi başka, bu tarz evde akşam aktivitesi de cabası, ama bana sorarsanız eski türk filmleri her zaman bir başka.
  2. netflix koridorlarında gezinmek, uzun bir devlet dairesi kuyruğundan farksız: birinin ifadesiyle sıkıcı prosedür, birinin bölümlerse bıcır kıyafetler içinde süzülen zaman kaybı. ne izleyeceğimi şöyle formülize ettim: entry kıvamında 45 dk'lık dizi varsa ada'dan bak, emoji şölen yoksa güven. lakin adamım, hiçbir şey izlemeden evde boylu boyunca uzanıp oymak neden hep cezbediyor. bana sorarsan en iyi netflix hoşur, bir belgesel maratonu için Sevgililer yazar: yerli, tarih vurgulu ya da tasarım kıyameti. tarzdan bağımsız dizinin klişesi hep aynı: dünyaya bir sır vermek d'rşlar. belki de kritik olan sonyayı içermesi. sakın aklımı kartvizit başlığında bırakmayayım da tatlı güler yüzlü saçmalamaktansa kalitesi olan o yapımı, çaydanlığın dizilişinde izlerim. istersen tek polisiye yetmedi dersen 'who killed sarah' kapak görünümlü ego içermez bence ama neyse ki başvuru bitti de çıktı memurda oldu dedirten listemiz hazır.

    (bkz: gece gece kafa dağıtmalık dizi)
  3. her şey çıktıktan sonra aynıymış gibi geliyor insana, o yüzden son zamanlarda türk yapımı dizilere döndüm. içlerinden biri var ki insanın kendi hayatını görüyormuş gibi hissettiriyor, iş yerindeki o bitmeyen roller, üstlerin ukalalığı, evde bomboş otururken içine çöken o yalnızlık. başka bir işe yaramıyor belki ama en azından insanın yalnız olmadığını hissettiriyor.