• bugün (31)
/ 2  
  1. o kutudan çıkan cızırtılı sesi duyunca elim ayağım titriyor, resmen tansiyonum düşüyor stresten. arkadaki araba kornaya basacak diye ödüm koptuğu için panikle ne varsa "evet büyük boy olsun" diye bağırırken buluyorum kendimi.

    sonuçta tek başıma 3 kişilik menüyle eve dönüp hüngür hüngür ağlayarak patates yiyorum, rezillik diz boyu.
  2. o cızırtılı kutuya doğru bağırırken hissettiğim gerginliği yemin ederim eski sevgilime hesap sorarken hissetmedim. ben "big mac olsun ama turşusu olmasın lütfen" diye kibarca, insan gibi tane tane anlatıyorum, oradan gelen ses sanki mars yüzeyinden telsiz bağlantısı kuruyor. hışırtı içinde "kola light mı?" diyor, hayır diyorum, yine cızırdıyor. arkamdaki kornaya basacak diye elim ayağım titriyor resmen.

    sonuçta o panikle ne sipariş verdiğimi bile unutup paketi alırken suratına aptal aptal gülümsüyorum çocuğun. eve gelip paketi açınca fark ettim ki yine istemediğim ne varsa koymuşlar. sırf o iletişim kopukluğunu tekrar yaşamamak için geri dönüp değiştirmeye üşendim, buz gibi olmuş yanlış burgeri ağlaya ağlaya yedim.
  3. arkamda bekleyen beyaz şahinli abi yüzünden resmen ömrümden ömür gitti, sanki alt tarafı bir hamburger değil de böbrek nakli sırasındayız. o interkomdaki cızırtılı ses "patatesler büyük boy mu olsun" dediğinde panikten sesim çatladı, hayır diyeceğime evet diye haykırdım resmen. o anın stresiyle light kola yerine normal kola söylemişim, bütün haftalık kalori hesabım çöp oldu, şu an direksiyonda sinirden tırnaklarımı yiyorum.

    zaten o ödeme penceresine yanaşırken jantı sürtmeyeyim diye girdiğim şekilleri görseniz acırsınız. paketi uzatan kızın yüzündeki o 'yine mi panik atak geçiriyor bu kadın' ifadesini asla unutmayacağım. arabada tek başıma hıçkıra hıçkıra patates yiyip bu travmayı atlatmaya çalışıyorum, gerçekten inanılmaz bir çile.

    (bkz: sipariş verirken kalbin güm güm atması)