görüyorum ki etrafta her ilişki toksik olmuş; kimisi telefon ekranını açıklıyor, kimisi mesaj geç cevap gelince kriz geçiriyor. ben de anlatayım kardeşim, şöyle: ilişkinin başını sarmak zaten herkes verir, asıl olay bir zaman sonra ortaya çıkar. sseni her seferinde kötü hissettiren, seni kendine bağımlı kılan ama bir yandan da sürekli eksik bırakan birinin yanında kalmanın anlamı ne? insan kendisiyle baş başa kalınca fark ediyor bunu; bir nevi kendi evinde huzursuzmuşsun ama dışarıya iyi rolü oynuyormuşsun gibi. bir erkek ya da kadın ol fark etmez, kendi sınırlarını çizemediğin an ilişki sağlıksız yola girer.
toksisite şeker gibi geliyor tabi ya da cıvıl cıvıl gibi, ama yavaş yavaş seni tüketir. bir proje gibi, sürekli sizi geliştiriyormuş gibi davranıp seni bitirir. bundan kurtulmanın tek yolu; sebat ve akıl, gözlerini kapatıp ''şeker olsa da şekersiz olsun'' demek zorundasınız. benim yaşıma gelince insan tanıyor şunu iyi biliyorum: toksik bir ilişki içinde olduğunu anlarsan, geç kalmadan bir silkelen ve git. bir kere kısırdöngüye girdin mi batağın içinde debelenip topuklu ayakkabılarını berbat edersin. oysa hayat kısa, bir ömür sadece içinize sinenlerle mutlu olacaksınız.