devlet işi, ekonomi işi... doğrusu şu topraklarda otuz küsur yıllık izleyiciyim, o coğrafyada ne şartta olursa olsun güç dengeleri ince hesaba bakar. kuzeyindeki haseke bölgesinde istediklerini masa kültürü elden bırakmadan hallederler, kaç kere görüştüklerinde 'yola gel' dedilerse; neticede sınıra yakın topraklarda konuşmalar yumuşar, sınır güvenliği munislik ve açık kapı ile sağlanır. bunca yıl 'ben gördüm geçirdim' derken görünen odur ki, bu ülke kartlarını ilk günden kötü saklamamış. müttefiklik oyununda kart dağıtıcı güçlü olan devreye girer, ankara'nın haklı talepler karşısında önerdiği formül bazılarına uzak ama herkes işine gelene katkı sağlar, kabadayı da oynamaz yerini bilir.
ama şurda parantez açayım, deneyimsözlük kardeşler şunu birlikte izleyeceğiz; anlaşmanın kağıt üzerinde ne anlattığı değil, sahadaki teyit bir meseledir. ama yılların hafızası, o sınır hattında mutlak taahhüt paylarla içinden barış gelebilecek tek havadır, o da dağ evinde siyasete denk getirir. ne var ki pekiştirecek ilişki süreceğine... özetlersek, olay bizlerin ilgisinde olmayan anlaşma maddeleri falan çok, ordumuz konuşulacak yerde o tonla hedefi sabırla tutan taraf. gerisi hava parası ya da montür tatili azıcık. nefis cereyanda oynuyorlar kendine vezir bedellerle. Allah yar ve yardımcıları olsun.